(818 S. K. m. 353) (3194 S. K. m. 21, 32, 42)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Düzensiz şehirleşmeyi ve çarpık yapılaşmayı önlemek, ülke insanının can ve mal güvenliği temin edilmiş binalarda iskanını sağlamak amacıyla getirilen 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca-bazı istisnalar hariç-her türlü bina yapımı, yerel idarelerden ruhsat (izin) alınmasına bağlıdır. Ruhsatsız veya ruhsata aykırı bina veya bağımsız bölümler, aynı yasanın 32. maddesi uyarınca yerel idarelerce yıktırılır. 42. maddede de, kaçak veya ruhsata aykırı bina yapımı "imar" suçu kabul edilerek, hem yüklenici ve hem de yapı sahibi hakkında cezai yaptırımlar getirilmiştir. İmar Kanunu hükümleri, kamu düzeniyle ilgili olup, emredici hükümlerdir ve mahkemelerce re'sen göz önünde bulundurulur. Bina sahibi, ruhsatsız olarak inşaata başlamasını yükleniciden yasal olarak isteyemez ve onu zorlayamaz. Yüklenici de, ruhsatı olmayan bir inşaata başlayamaz. Yasaya aykırı davrananlar, sonuçlarına katlanırlar.
Kaçak veya ruhsata aykırı bina veya bölümlerin, yasa nazarında, ekonomik değerleri yoktur. Zira, kamu düzeni, yasa dışı yaratılan değerlerin korunmasının önünde gelir. Bu nedenle, yasa, bu yapıların yıkılmasını emretmektedir. Yerel idarelerin, bazı kaygılarla kaçak bina veya bölümleri yıkmaması, hiç kimseye bu yapı veya bölümler üzerinde bir hak bahsetmez. Yasalara saygılı bina sahibi, isterse, mahkemede kal (yıkım) davası açarak, alacağı ilamı icra müdürlüğü kanalıyla yerine getirebilir.
Yasanın yıkılmasını emrettiği bir yapı veya bölüm üzerinde mülkiyete ilişin tescil talebi dinlenemez.
Somut olaya gelince; Dava konusu kadastro parselleri henüz tarla vasfında olup, şüyuun giderilmesi için verilen kararın infaz edilmediği ve mülkiyet durumunun açıklığa kavuşmadığı, dolayısıyla inşaat ruhsatı alınmadan, kaçak olarak yapıldığı ve İmar Kanunu'na aykırılığın devam ettiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, inşaatın yasal hale getirilmesi mümkün değilse, anılan yasanın 32. maddesi uyarınca yıkılması gerekeceğinden ve bu aykırılık devam ettiği sürece de tescil kararı verilemeyeceğinden; davacı kooperatifin, ileride yasal hale getirildiğinde dava açma hakkı saklı kalmak kaydıyla davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yasanın emredici hükmü gözardı edilerek, yazılı gerekçeyle kabulü doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 29.11.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy