(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 23/2)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilen hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kâğıtlar okunda gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İİK. 67. maddesine dayalı itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. Davacı yüklenici icra takibine 8.3.1997 tarihleri arasında düzenlenen 11 adet faturayı dayanak yapmış, toplam 658.031.823.- TL olan fatura bedelinden icra takip tarihinden (20.8.1997) önce 2.8.1997 tarihinde yapılan 400 milyon TL ödemenin mahsubu ve faturalara vade farkı uygulamak suretiyle bakiye 382.115 592 TL asıl alacak ile davalıya keşide edilen ihtarın tebliğ tarihi olan 25.7.1997 tarihinden, icra takip tarihine kadar işlemiş 63.685.932 TL faizin, (ki toplam 445.801.524 TL) tkip tarihinden itibaren aylık % 20 faizi ile tahsilini istemiştir.
TTK. 23-II. maddesi uyarınca bir faturayı alan kimse, aldğı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa, fatura münderecatını kabul etmiş sayılır. Fatura, sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için, TTK 23/II.'ye göre itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği de ancak sözleşmenin ifasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan hususlara -satılan malın veya yapılan işin adedi, türü, bedeli, ücreti gibi- ilişkin olabilir. Faturaya itiraz edilmemesi, faturada yer almakla birlikte taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bir hususa ilişkin fatura kaydının da kabul edildiği anlamına gelmez.
Somut olayda taraflar arasında "vade farkı" uygulanacağına dair bir anlaşma yapılmamasına rağmen, faturaların alt kısmına matbu şekilde "15 gün içinde ödenmeyen faturaara %15-20 vade farkı uygulanır" ibaresinin yazılması halinde TTK. 23/II. maddesindeki karine uygulama alanı bulamaz. Fatura altındaki böyle bir kayıt faturanın zorunlu içeriğine dahil olmayıp bu yolda fiili bir uygulamanın varlığı da iddia ve ispat edilebilmiş değildir.
O halde, mahkemece icra takibine dayanak yapılan 11 adet fatura bedelinden, takip tarihinden önce yapıldığı ihtilafsız olan ödeme tutarı mahsup edilmek ve takip tarihinden önce 24.7.1997 tarihli ihtarname ile oluşan temerrüt durumu da gözetilerek reeskont faizi uygulanmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekirken faturalara vade farkı uygulanacağı kabul edilerek düzenlenen bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına (BOZULMASINA), ödediği temyiz peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15.11.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy