(4721 S. K. m. 683) (818 S. K. m. 355) (2004 S. K. m. 28)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacılar vekili Avukat .....geldi. Davalılar vekili gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacılar vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Bir kısım arsa sahiplerince, davalı arsa sahipleri aleyhine açılan bu davada; dava dışı yüklenicinin arsa sahipleriyle yaptığı arsa payı karşılığı eser sözleşmesi hükümlerini yerine getirmeyerek inşaatı terk etmesi üzerine, yüklenici aleyhine dava açılıp nama ifa kararı alındığı, yükleniciye isabet edecek dairelerin nama ifa için satılmasına izin verildiği, bundan sonra inşaata devam olunduğu, müteahhide ait olup davacı arsa sahipleri adına kayıtlı dairelerin satılarak sermaye temin olunduğu, ancak inşaatın tamamlanamadığı, nama ifa için davalı adlarına kayıtlı olup sözleşme gereğince yükleniciye ait olan 105 parsel A-Bloktaki 12 ve 13 nolu bağımsız bölümlerin tamamıyla 32 nolu bölümün 20750/25000 hissesinin yine, B. Bloktaki 12, 19, 21 ve 22 nolu bölümler üzerinde davalıların muaraza yarattıkları ileri sürülerek tespitiyle muarazaya ve müdahalenin meni ve keyfiyetin İİK.nın 28. maddesi uyarınca tapu kütüğüne şerh verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalılar vekili cevabında, aynı konuyla ilgili olarak müvekkillerinin murisi Sümer Gümüşgerdanlı aleyhine açılan davada, dava konusu payların tamamının yükleniciden satın alındığı, hakkının kalmadığı görüşüyle talebin reddedildiğini, yüklenicinin açamayacağı bir davayı davacı arsa sahiplerinin de açamayacaklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece savunmada sözü edilen 1995/400 sayılı dava dosyasında verilen karar doğrultusunda davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekillerince temyiz olunmuştur.
Adana, ..... Cemalpaşa Mahallesinde kaim, tapunun 122 pafta 1018 ada ve 6 parselinde kayıtlı 16000 m2 alanındaki taşınmaza arsa payı karşılığı inşaat yapımı konusunda, arsa sahipleriyle yüklenici Salih Baydar ve İlyas ... arasında sözleşme yapılmıştır.
Bilahare yüklenici Salih .. hissesini İlyas .. devretmiş ve İlyas .. tek başına inşaat bitirme yükümlülüğü altına girmiştir.
İnşaatın terk edilmesi üzerine arsa sahiplerinden Nimet ..., Tarık .., Mustafa .., Galip Kutlu .. ve Neriman .. tarafından yüklenici İlyas aleyhine ifaya izin davası açılmış bu dava kabul edilerek ve temyiz olunmayarak kesinleşmiştir (Adana As.6.Hk. 1997/36-298 sayılı kararı).
Bundan sonra Adana Asliye 7.Hukuk Mahkemesinde M. Tayfur Hakdan ile İlyas Yazıcı tarafından açılan 1995/400 Esas sayılı davada dava konusu dairelerin tescili istenmiş olup dava reddedilmiştir.
Bu davada çözümü gereken husus, yukarıda yazılı dairelerin yükleniciye ait olup olmadığı ve nama ifa kararı uyarınca satılması gereken dairelerden bulunup bulunmadığının tespitidir.
Davalılar dava konusu bağımsız bölümlerin başlangıçta sözleşme gereğince yükleniciye düşen daireler olduğunu kabul etmekte, ne var ki murisleri tarafından yükleniciden satın alındığını savunmaktadırlar.
Nitekim mezkûr bağımsız bölümlerin yükleniciden satın alındığı ve dava dışı yüklenicinin bu bölümlerde bir hakkının bulunmadığı az yukarıda sözü edilen 1995/400 Esas sayılı dosyada karara bağlanmıştır.
Ancak; yüklenicinin devrettiği bölümler davalıların murisine alacağın temliki niteliğinde adi bir belgeyle geçirilmiştir. Yüklenicinin bu bölümlerde bir hak sahibi olabilmesi, inşaatın getirildiği seviyeyle daha kısa bir anlatımla edimini yerine getirdiği ölçüde mümkündür. Oysa yüklenicinin inşaatı terk ettiği ve inşaatı yapsaydı elde edeceği dairelere hak kazanmadığı ortadadır. Bir kimsenin kazanmadığı bir hakkı da başkalarına devretmesi söz konusu değildir. Bu nedenle bahsi geçen dosyada yüklenicinin ve ortağının tescil talebinin reddedilmesi inşaatın seviyesi ve terk olunması nazara alındığında yerinde bulunmaktadır.
Bu dava ise 1995/400 Esas sayılı davada taraf olmayan kişilerce açılmıştır. Kendileri açısından kesin hüküm varlığından söz edilmesi mümkün değildir. Mahkemece kendilerine nama ifa yolunda izin verilen davacı arsa sahiplerinin inşaatı bitirebilmeleri için yükleniciye kalması gereken daireleri satarak elde edilecek bedel ile inşaatı yürütmelerinde zorunluluk bulunduğu izahtan varestedir. Davacıların üzerinde kat irtifakı olup aslında yükleniciye verilmesi icab eden dairelerin satılmasıyla elde edilenin yeterli olmadığı ileri sürülmektedir. Davalıların da yükleniciye isabet eden ancak murislerince satın alınan daireleri satarak inşaatın bitirilmesine yardımcı bulunmaları sözleşmeden doğan bir zorunluluktur. Zira satın alma keyfiyeti, yüklenicinin inşaatı terk etmesi ve bir hakkı bulunmaması nedeniyle davacı arsa sahipleri açısından geçersizdir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; nama ifa kararına işlerlik sağlanabilmesi bakımından, sözleşmede taraf olan başka arsa sahipleriyle tapuyla kendilerine devir yapılan diğer paydaşların da davaya katılmalarının sağlanması, inşaatın seviyesinin ve kimin tarafından bu hale getirildiğinin, kimlerin katkı sağladıklarının belirlenmesi, inşaatın kalan kısmının ikmal edilebilmesi için arsa sahipleri üzerinde bulunup yükleniciye verilmesi gereken bağımsız bölümlerin tespit olunarak sözleşmedeki payları nispetinde hangi arsa sahibi üzerinde kayıtlı bölümün satımının gerekli olacağının hakkaniyete uygun biçimde açığa çıkartılması ve belirlenecek bölümlerin bedeli inşaatta kullanılmak üzere satışına izin verilmesi, böylece davalı bölümler hakkındaki muarazanın giderilmesinden ibarettir.
Bu hususlar üzerinde durulmadan ve yüklenicinin sattığı kişilerin şahsi haklarının yüklenicinin inşaattan hak kazandığı ölçüde geçerli olacağı düşünülmeden davanın reddedilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, 65.000.000 TL. duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak, vekille temsil olunan davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 13.4.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy