(818 S. K. m. 19, 20, 61, 355)
Dava: Mahalli Mahkemesinden verilen hükmün temyizen tetkiki taraflar vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davac, yapımını üstlendiği iş için sözleşme gereği kendisine ödenen avans fazlasının istirdadı nedeniyle tahakkuk ettirilen kur farkının sözleşmeye aykırı olduğu iddia etmiş, hakedişlerden kesilenlerin tahsilini, henüz kesilmeyen için borcu bulunmadığının tespiti isteğiyle dava açmıştr. Mahkemece bilirkişiye başvurulmuş, alınan bilirkişi raporunun sonucuna bakılarak dava kabul edilmiş, ancak yarglama aşamasında tespite konu bölüm istirdada dönüştüğü halde bu husus dikkate alınmayarak istem gibi borcun olmadığına karar verilmiştir. Karar her iki yanca temyiz edilmiştir.
Dava konusu, davalı iş sahibinin sözleşmeye aykırı olaraa fazladan ödediği iddiasıyla hakedişlerden mahsup ettiği avans değildir. Mahsup edilen bu avans nedeniyle tahakukk ettirilen ve dava tarhinde kımen tahsil edilimiş olan kur farkının tahsilidir. Bu haliyle çekişmenin giderilmesi önce sözleşme hükümmlerine aykırı olarak fazla avans verilip verilmediğinin daha sonra verilmişse iadesinde kur farkı gerekip gerekmediğinin tespitine dayalıdır.
Yapılan sözmleşmenin - BK. 19 ve 20. maddeleri hükümleri saklı kalmak koşuluyla - yanlar için bağlayıcı olduğundan kuşku yoktur. sözleşmenin yorumu ise - tenkik ve özel bilgiyi gerektiren hususlar dışında - hakime aittir. Hakim mesleki bilgisiyle ulaşabileceği konularda bilirkişiye başvuramaz. Bunun gibi, alınan bilirkişi görüşüyle de kendisini doğrudan bağlı sayamaz.
Hükmün için kendisine verilmiş egemenliği bilirkişiye bırakamaz.
Açılan davaya dayanak yazı, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı Kontrolörlüğü raporudur. Bu raporun "sonuç" bölümünde, ilk sözleşme yerine sözleşme fiyatı üzerinden ödenen avans fazlasının geri alınması, "avans ödemesinin özel hesaptan 24.1.1997 günlü USD karşılığı yapıldığı" belirtilmiş, mahsubunun da bu şekilde yapılması gerektiği düşüncesine yer verilmiştir.
Yüklenici firma, avansın "sözleşme fiyatı" esas alınarak yapılmasının sözleşmye uygun olduğunu, genelde mahsubu gereken avanstan bu nedenle ayrıca kur farkı istenemeyeceğini, iş sahibi ise avans matrahının "ilk sözleşme fiyatı" -baz fiyat- iken, hata sonucu bu fiyatı aşan "sözleşme fiyat" esas alınarak yapıldığını, ikisi arasında mevcut fark kadar sebebsiz ödeme süzlük bulunmadığını ileri sürmüşlerdir. O halde, "sözleme fiyatı", "ilk sözleşme fiyatı" , "sözleşme" ve "ilk sözleşme" tanımlarının, varsa aralarında farkın ne olduğunun, avansın bunlardan hangisi baz alınarak verilmesi gerektiğinin tayin e tespiti zorunludur.
Sayılan tanımların hespi yanların bağlı bulunduğu sözleşme eklerinden "Bölüm 2. Sözleşme Şartları" başlıklı "sözleşme şartları" içinde gösterilmiş, bu tanımların nelerin karşılığı oluğu açıklanmıştır. Bilirkişiler ise sayılanların eş anlamlı olduğu noktasından hareket ederek sonuca ulaşmışlardır. Aynı anlamda olan tarimlerin ayrı ayrı tarifine göre gerek olmayacağı ortadadır. Bu husus bir yana "ilk sözleşme" ile "sözleşme" nin, dolayısıyla ilk sözleşme fiyatıyla, sözleşme fiyatının ayrı ayrı hususları anmlattığı açıkça gösterilmiştir. Teknik terim olarak her bir terim ayrı ayrı tanımalnmıştır. Sözmeşmenin tanzimindten önce ve 14.3.1996 tarihinde yanlarca imzalanan "onay belgesi"nde ise avansın "baz fiyatın %10'u kadar..." olacağı açıkça gösterilmiştir. Tüm bunlardan, daha az olan- baz fiyat- "ilk sözleşme fiyatı" ile avans ödemesine esas alınan "sözleşme fiyatının" aynı fiyat olmadığı açıktır. Ödemenin sözleşme fiyatından yapıldığı ise çekişmesizdir. Avans ödemesi, ödendiği gün kuru üzerinden yapılmıştır. Sebebsiz ödenen miktar kadar avansın geri alınmasında kur farkının tahakkuku ise doğaldır: Bu hususlar bir yana bırakılarak inandırıcığı bulunmayan bilrkişi raporunun soncuna bağlı kalınıp - reddi gereken- davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Bu nedenle kararın bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın davalı yararına (BOZULMASINA), aynı nedelerle davacı yanının temyiz isteminin reddine, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istekleri halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 29.3.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy