(818 S. K. m. 356, 366)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili geldi. Davalı vekili gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşmiş olan cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına ve özellikle, zamanaşımı def'i, savunma değiştirilerek daha sonra ileri sürülmüş ve buna karşı çıkılmış olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Açılan ilk davada A-B hattında öngörülenin dışında yapılan iş için istemde bulunulmuş, o davada alınan 5.3.1992 ve 26.5.1993 günlü yekdiğerini teyit eden bilirkişi raporlarında, bu istemin Birim Fiyat Cetvelinde yer alan B-32.102 nolu pozun 4 nolu bendine girdiğinden ayrıca ücrete tabi olmadığı belirtilmiştir. Bu raporlara dayanılan hüküm de kısmi istem, toplam nazara alınarak tahsil kararı verilmiştir. A-B hattında yapılan fazla işlerden ötürü ücrete hak kazanılmadığını kabul eden hükme yönelen davacı temyiz istemi reddedilmiş olmakla, buna dair davalı yararına usulü kazanılmış hak doğduğuna bakılmadan 2.245.002.744 TL. nin kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
3- Hükmüne uyulan bozma ilamının 8.md.de açıkça "idarenin kesilen miktarları geç iade etmesinden ötürü ek sözleşmenin 8.md.ne dayanılarak katsayı uygulaması yapılamaz ve fiyat farkı verilemez." denilmesine rağmen kesilen miktarlara katsayı uygulanarak DSİ'ce yapılan kesinti için 4.954.925.399 TL. ve Sayıştay'ca yapılan işin 11.413.053.893 TL. lik miktarlara ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken bilirkişi raporlarındaki görüşe dayanılarak her iki kalem alacağın tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4- Bilirkişi raporuna ekli (E-Fatura bazına göre tasdik edilen ve kesin hakedişe girmeyen daimi teçhizat ve fatura bazlı işlere ait hakediş hesabı) nın incelenmesinde, sonuçta 44.694.805.685 TL.alacak hesaplanmış, bu miktara DSİ'ce ödenmeyen hakediş tutarı eklenerek ve montaj bedeli düşülerek sonuca gidilmiştir. Bu hesap tablosunun tetkikinde, imalatın yapıldığı yılın fiyat artış yüzdesi (e)nin 48.643.632 TL. olarak alındığı görülmüştür. Bu tabloda fiyatın yapıldığı yılın fiyat artış yüzdesi (f) olarak gösterilmiş ve (e) ve (f) nin bölünmesi suretiyle sonuca ulaşılmış ise de (e) katsayısı olan 48.643.632 rakamının 1988 yılına ait katsayı olduğu ve tüm imalatın 1988 yılında yapılmış gibi kabul edildiği anlaşılmaktadır. Oysa bozma ilamının 8.bendinde bu hesap şeklinin nasıl yapılacağı gösterilmiş olup bozmaya uyulmakla kesinleştiğinden hesaplamanın (imalatın yapıldığı yıl katsayısının yeni fiyat yılı katsayısına bölünmek suretiyle, yani her imalatın fiilen yapıldığı yıla göre hesaplanması) gerekirken tümüne 1988 yılı katsayısının esas alınarak sonuca gidilmesi doğru görülmemiştir. Yine bu alacak kaleminin hesabında DSİ.'ce ödeme yapılmamış bulunan kalemlere katsayı uygulaması yapılması ve bu suretle alacağın hesabı gerekirken, yeni fiyat tanzim edilen işlerin hiçbirisinin fiyatı ödenmemiş gibi ve ödenmişler için de fiyat farkı uygulanarak hesaplama yapılması ve muhalif kalan bilirkişi Recep Üstüner'in bu konularda mükerrer hesap yapıldığına ilişkin karşı görüşü yeterince incelenmeden denetime elverişsiz raporla hükme varılması da doğru görülmemiştir.
5- Bilirkişilerin tahditli dinamitle kaya kazısı hesabıyla ilgili hesaplama cetvelinde fiyat farkı hesabının yukarıdaki bentte açıklandığı gibi 280.722.533 TL. olarak fiyat farkının bulunduğu ve bu fiyat farkına da tüm işin 1988 yılında gerçekleştiği varsayılarak bu yıla ait 48.643.632 katsayısı ile çarpılarak sonuçta yüklenicinin 13.936.086.122 TL. alacağı bulunduğu belirtilmiş ise de bu hesaplama şeklide tüm işlerin yapıldığı yılın 1988 olarak kabulü nedeniyle bozmaya aykırı olduğundan bu konudaki hesap şekliyle doğru bulunmamıştır.
6- Davacı yüklenici tarafından iki ayrı esasta dava açılıp birleştirilmesine karar verildiği halde her dava hakkında ayrı ayrı hüküm tesisi yerine tek bir dava varmışçasına ve ikinci davanın açılan birinci davayı da kapsadığından söz edilerek hüküm tesisi ve davacının bozma ilamı gereği açıklanan dava kalemlerinin ne miktarının ret, ne miktarının kabul edildiği açıklanmadan HUMK.388 ve 389. maddelerine aykırı davranılması uyulan bozma ilamına aykırı görülmüştür.
Bu durumda mahkemece bozmanın 4 ve 5. maddelerinde değinilen hesaplamalar bakımından yeniden oluşturulacak bilirkişi heyetinden alınacak rapor sonucuna göre bir hükme varılması yerine denetime elverişsiz ve bozma ilamına aykırı bir hesaplamaya dayanan raporun esas alınarak sonuca varılması bozma nedenidir.
7- Mahkemece hüküm altına alınan alacaklar için 9.6.1988 tasfiye tarihinden itibaren faize hükmedilmiş ve bu husus davacı yanca temyiz edilmemiştir. Oysa tasfiye tarihinde oluşan alacağın tahsili bakımından davalıyı mütemerrit kılan bir ihtarname gönderilmediği gibi 1.6.1987 tarihli ihtarnamede istenilen belirgin miktar 2.870.818.910 TL. olup 8/505 sayılı kararname ile talep edilen kısım açıklanmadığından kalanı için temerrüdün oluşmadığı gözetilerek belirtilen miktar bakımından 9.6.1988, fazlası yönünden de dava tarihlerinden faize hükmedilmesi gerekirken bu konuda hatalı uygulama yapılması doğru bulunmamış ve belirtilen nedenlerle kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) bentte yazılı nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2), (3), (4), (5), (6) ve (7) bentlerdeki sebeplerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 20.05.1999 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy