(3095 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 101)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraflar vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz istemlerinin reddi gerekmiştir.
2- Yüklenicinin, sözleşmenin feshi nedeniyle kar kaybı alacağı talebinde bulunabilmesi için fesihte tamamen kusursuz olması gerekir. Oysa, somut olayda, dosya içeriğine ve mahkemenin kabulüne göre; her iki taraf da kusurlu bulunduğundan, kar kaybı alacağının, reddi yerine kısmen kabulü doğru olmamıştır.
3- Sözleşme, davalı iş sahibi tarafından feshedilmiş ve bu fesih davalı yüklenici tarafından da kabul edilmiştir. Ani edimli sözleşmelerden olan eser sözleşmelerinin feshi kural olarak geriye etkili sonuç doğurur. Bu nedenle, yüklenicinin yaptığı imalatın bedeli hesaplanırken fesih tarihi itibariyle artık ortadan kalkmış bulunan sözleşmenin bedele ilişkin hükümleri gözönünde bulundurulamaz. İmalat maliyeti, malzeme ve işçilik bedellerinden ibaret olup, yüklenici karı bu maliyete dahil değildir. İmalat bedeli hesaplanırken de, mevcut imalat, eksik ve kusurlu haliyle hesaplanacağından, bağımsız bir dava olan karşı davada istenen kusurlu işler bedeli, esas davada imalat bedelinin hesabından zaten nazara alınacağından, karşı davanın da buna göre sonuçlandırılarak, bir hükme varılması zorunludur.
4- 10.4.1995 tarihli Ek Protokoldeki hesaplaşma aşamasında aylık % 15 faiz uygulamasına ilişkin hüküm, işin sözleşme uyarınca ifası halinde uygulanması gereken hüküm olup; sözleşmeden geriye etkili biçimde dönüldüğüne göre, artık sözleşmede kararlaştırılan faiz oranı değil, 3095 sayılı Yasanın 2/III. Maddesinde öngörülen temerrüt faizinin, hükmolunacak alacağa uygulanması gerekir. Öte yandan, dava tarihinden önce temerrüt faizine hükmolunabilmesi için BK.nın 101/I. Maddesi uyarınca borçlunun yöntemine uygun biçimde temerrüde düşürülmesi zorunludur. Hakediş tarihi, borcun muaccel olduğunu gösterir ise de, borçluyu temerrüde düşürücü bir işlem değildir. Bu nedenle, mahkemece hükmolunan 4.947.525.204 Türk lirasına 13.2.1996 temerrüt tarihi yerine, hakediş tarihinden itibaren faiz yürütülmesi de isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) bendde gösterilen nedenle davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının reddine; (2), (3) ve (4) bentlerde açıklanan nedenlerle de temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (1) ve (2) bentlerden oybirliği ile (3) ve (4) bentler yönünden oyçokluğuyla 12.06.2000 gününde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Akdin feshi halinde kural olarak tarafların diğer tarafa verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümlerine uygun biçimde iade etmeleri gerekir. Bu nedenle yapılan imalatın dava tarihindeki değerinin saptanarak bedelinin davacıya ödenmesi; akdin tarafların kusuru dışındaki sebeplerle bozulması da dikkate alındığında hakkaniyete uygun düşer. Esasen Dairece fesihte tarafların ortak kusuru kabul edildiğinden davacının sadece maliyet alabileceğine ilişkin bozma nedeni yerinde değildir.
Yine; sözleşmede kararlaştırılan faiz, sözleşmeden doğan alacakların ödenmemesi halinde uygulanmak amacıyla kabul edilmiştir. 3095 sayılı Kanunun 2/III. maddesi uyarınca temerrüt faizi akdi faiz oranından az olamayacağından, sözleşmenin feshi halinde oluşan alacaklara bu faiz oranının uygulanamayacağına dair çoğunluk görüşü de yasanın amacına uygun bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle karara katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy