(818 S. K. m. 101) (1086 S. K. m. 275) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: 1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı ve karşı davacının diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2. Davalı iş sahibi dava konusu edilen işler kapsamında davacı yükleniciye 26/12/1996 tarihinde makbuzla
TL.nın da ödendiğini belirterek her iki ödemenin davacı alacağından düşülmesi gerektiğini bildirmiş, davacı ise bu ödemeleri yine taraflar arasında mevcut başka işler sebebiyle yapıldığını savunmuştur. Mahkemece, sözü edilen ödemelerin hangi nedenlerle davacı alacağından düşülmediği karar gerekçesinde gösterilmemiştir. Öncelikle bu ödemelerle ilgili taraflardan delilleri istenip incelenmeli, davalı anılan ödemeleri dava konusu işler nedeniyle yaptığını kanıtlarsa ortaya çıkan davacı alacağından bu ödemeler de düşülerek bir sonuca varılmalıdır. Değinilen husus üzerinde durulmaması bozma nedenidir.
Öte yandan, davacı
TL. alacağını davalıya gönderdiği 2/12/1997 günlü yazısı ile 8/12/1997 gününe kadar süre vererek istemiştir. Başka bir deyişle davalı BK. nun 101/1 maddesi anlamında 8/12/1997 tarihinde direngen duruma düşmüş sayılır. Bundan dolayı davacının işlemiş faiz alacağı bu tarih ile icra takip tarihi olan 19/1/1998 tarihleri arasında hesaplattırılmalıdır. Hukuki olan konuda, bilirkişi raporu ile bağlı kalınarak fazla işlemiş faiz alacağının hüküm altına alınmış olunması da yanlıştır.
Bunlardan ayrı, İİK.nun 67. maddesinde sözü edilen tazminatın hüküm altına alınabilmesi için borçlunun itirazında haksız olması gerekir. Somut olayda olduğu gibi taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisi likit ( muayyen ) değil de yargılama suretiyle ve özellikle bilirkişi görüşüne başvurularak çıkartılabiliyorsa, borçlunun takibe itirazında haksız olduğundan sözedilemez. Davacının tazminat isteminin bu nedenle reddi yerine hüküm altına alınmış olması da ayrı bir bozma sebebidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, 1. bent gereğince sair temyiz itirazlarının reddine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı karşı davacıya iadesine, 3/7/2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy