(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 20, 25) (818 S. K. m. 359)
Dava: Hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Av. A. A. ile davalı vekili Av. S. K. geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Yanlar arasındaki "2.5.1997 günlü" yediemin talimatnamesi" başlıklı belgede teslimi yapılan siparişlerin eksik ve vasıflarına uygun olmadığı kabul edilmiştir. Tarafların bu kabullerine göre imal edilen şeyin iş sahibi tarafından teslimden sonra işlerin mutad cereyanına göre muayene edildiği ve kusurlarının yükleniciye bildirildiği (B.K. m. 359) daha açığı iş sahibinin muayene ve ihbarı yaptığının kabulü zorunludur. Bu nedenle mahkemece ayıp ihbar külfetinin yerine getirilmediği görüşünde isabet yoktur. Kaldı ki, ticari satımlara ilişkin T.T.K.'nun 20. ve 25. madde hükümlerinin somut olayda uygulama olanağı da bulunmamaktadır. O halde yerinde keşif yapılarak siparişin davalı iş sahibine amacına ve sözleşmeye uygun teslim edilip edilmediği işte eksik ve kusur varsa bunlardan dolayı bedelde indirim yapılıp yapılmayacağı bilirkişilere incelettirilmeli böylece sonucuna uygun bir hükme varılmalıdır. Eksik araştırma ve incelemeyle ve olaya uygun düşmeyen yasa maddelerine dayanılarak davanın yazılı şekilde kabulü bozmayı gerektirir.
Öte yandan İİK.'nun 67. maddesinde yerini bulan inkar tazminatının hüküm altına alınabilmesi için borçlunun takibe itirazında haksız olması gerekir. Somut olayda olduğu gibi taraflar arasındaki alacak borç ilişkisi hakkında yargılama suretiyle ve özellikle bilirkişi incelemesi yaptırılarak bir sonuca varılıyorsa orta yerde likid (muayyen) bir alacağın varlığından dolayısıyla borçlunun takibe itirazında haksızlığından söz edilemeyeceğinden davacının inkar tazminatı isteminin reddi yerine, hüküm altına alınmış olması da kabul şekline göre bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bent uyarınca hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 30.000.000 TL. avukatlık ücretinin davacıdan alınarak kendisini Yargıtay duruşmasında vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 28.3.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy