(2004 S. K. m. 277, 278, 280)
Dava: Mahalli mahkemesinden verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılardan M., N. ve İ. vekillerince istenmiş olmakla temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1 - Davalılardan İbrahim, 28.12.1999 günlü tebellüğ ettiği kararı, HUMK.nun 432/ 1. maddesinde öngörülen on meş günlük süreyi geçirdikten sonra, 14.2.2000 gününde temyiz ettiğinden, HUMK.nın 432/IV. maddesi ile 1.6.1990 gün 3-4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştime Kararı uyarınca temyiz isteminn reddi gerekmiştir.
2- Davalılardan N. ve M.'nin temyizlerine gelince;
Dava, İİK.nın 277 ve devamı maddelerine dayalı "tasarrufun iptali" istemine ilişkindir.
Borçludan asnı alan ile borçlu arasında İİK.nın 278. maddesinde gösterilen nedenlerin varlıı rhalinde, borçludan satın alan kişinin iyiniyetine bakılmaksızın, aralarındaki tasarruun iptaline karar verilir. Eğer, 278. maddedeki nedenler yoksa, o takdirde borçludan satın alan kişinin, 280. madde uyarınca iyiniyetli olup olmadığı araştırılır. Kötü niyetten maksat, borçlunun durumunun, satın alan kişi tarafından bilinmesi veya bu kişinin bilebilecek durumda olmasıdır; satış, gerçek olsa dahi, Satın alan kişinin kötü niyetini kanıtlama yükümlülüğü ise -280/II. maddedeki hal hariç-davacı alacaklıya aittir.
Somut olayda, davalılardan N. ile M., borçludan değil, borçlunun satışta bulunduğu A.'den taşınmazı satın almışlardır. bu nedenle, 278. maddeye değil, 280. maddeye göre bu davalılar yönünden uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir Başka bir anlatımla, adıgeçen davalıların kötü niyetli olduklarını, davacı alacaklarının kanıtlanması gerekmektedir; yani, borçlunun acz içerisinde olduğunu ve alacaklılardan malk kaçırmak amacıyla taşınmazlarını gerçekten sattığını veya muvazaalı olarak devrettiğini bildir diklerini veya bilebilecek durumda olduklarını ısbatlamalıdır. Oysa, davacı alacaklı, toplanan delillere göre, bu davalıların kötüniyetini kanıtlayabilmiş değildir. Tam aksine, bu davalıların iyiniyetli olduklarına ilişkin belgelere dosyada mevcuttur. Örneğin, dava konusu bağımsız bölümün satışında emlak komisyoncusunun aracılık yaptığına ilişkin 28.10.1997 tarihli komisyon sözleşmesi, önceden oturdukları eski evi sattıklarına ilişkin 22.9.1997 günlü akit tablosu, d ava konusu bağımsız bölümün satış bedeli olan 12.500.000.000 liranın satıcı Ayşe hesabına alacak olarak kaydedeldiğine dair ...bank Feneryolu şubesi'nin kasa fişi ve diğer belgeler, davalı ana-kızın iyiniyetili oldukalrını göstermektedir. Satışın kısa aralıklı olması ise, bu davalıların değil, olsa olsa onlara satan kişinin kötü niyetli olduğunu delalet edebilir.
Bu durumda, davalılar N. ile M. haklarındaki davanın reddine ve taşınmazı satan diğer davalı A. hakkındaki davanın da, İİK.nın 283/II. maddesi uyarınca bedele dönüşmesi nedeniyle kabulü ile -davacı alacağından fazl olhmamak üzere- 12,500.000.000 lirası satış bedelinin davalı A.'den tahsiline karar verilmesi gerekirken, yasa maddelerine yanlış anlam verilmek ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülmek suretiyle yazılı şeklide hüküm tesisi doğru olmamış, kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün (2.) bendde açıklanan nedenlerle davalılar N. ve M. yararına (BOZULMASINA), davalılardan İbrahim'in temyiz isteminin ise (1.) bend uyarınca reddine, 30.000.000 lira duruşma vekilik ücretinin davacıdan alınarak, davalılar N. ve M.'ye verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 11.5.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy