(818 S. K. m. 108, 366)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalılar tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili gelmedi. Davalılar Z.Aysel Özduru, Yusuf Özduru ve Şafak Özduru geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalılar dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Dava dışı yüklenici ile davalılar arasındaki sözleşme mahkeme kararıyla feshedildiğinden bu husus 8.5.1996'da kesinlik kazanmış ve bugün itibariyle tarafların fesih sonucunda ne gibi haklarını kullanabilecekleri ortaya çıkmıştır. Bu sebeple dava konusu alacağın 8.5.1996 tarihindeki mahalli rayiçlerden hesaplanması yerine (1997) dava tarihinin alacağın hesabına esas alınması doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda (1.) bendde yazılı sebeplerle diğer temyiz itirazlarının reddine, (2.) bend gereğince hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istem halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 20.06.2001 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yüklenici ile arsa sahipleri arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi, mahkeme kararı ile geriye etkili (ex tunc) şekilde feshedilmiştir. Başka bir anlatımla, tarafların sözleşmenin yapıldığı tarihteki malvarlıklarına ait durum avdet etmiştir. Nitekim, BK.nun 108/I. maddesi, borçlu (yüklenici) temerrüdü sebebiyle sözleşmeden dönülmesi halinde, tarafların, birbirlerine kazandırdıklarını geri isteyebileceklerini öngörmüştür. Yani, sözleşmenin yapıldığı tarihteki mameleki durumun iadesi öngörülmüştür; dolayısıyla, arsa sahipleri, daha önceden yükleniciye avans olarak verdikleri tapu kayıtlarının iptal ve tescilini; yüklenici de el çektiği tarihe kadar yapmış olduğu imalatın iadesini isteyebilecektir. Yapılan imalat, arsanın mütemmim cüz'ü olduğundan ve aynen sökülüp iadesi de mümkün bulunmadığından, yükleniciye iadesi gereken ise, bu imalat için yüklenicinin cebinden çıkıp da, arsa sahiplerinin mamelekine giren paradır. Başka bir deyişle, malzeme, nakliye ve işçi ücretleri için yaptığı giderlerin yani maliyet bedelinin, yükleniciye iadesi gerekir. Yüklenicinin cebinden imalat gününde ne miktar para çıkmış ve karşı tarafın malvarlığına girmişse, aynı miktar para, geri verilmelidir. Nitekim, bedelin konuşulmadığı veya miktarının kanıtlanamadığı sözleşmelerle ilgili uyuşmazlıklarda; edimini ifa eden iyiniyetli yüklenicinin yaptığı işin bedeli, BK.nun 366. maddesi uyarınca yapıldığı tarihteki fiyatlarla belirlendiği halde; edimini yerine getirmeyip sözleşmenin feshine neden olan yüklenicinin yaptığı kısmın bedelinin, fesih kararının kesinleştiği ileriki tarihe göre belirlenmesi bir çelişkidir. Keza, fiyat farkının verileceğini kararlaştırılmadığı sözleşmelerde dahi, yıllar sonra biten işin bedeli, önceki günlü sözleşme fiyatlarıyla ödenmektedir.
Edimini yerine getirmeyip, sözleşmenin feshine neden olan yüklenicinin, bu davranışının sonuçlarına katlanması gerekirken, adeta ödüllendirilmesi kabul edilemez.
O halde, yarım kalan işin yapıldığı tarihteki maliyet bedeli hesaplanarak hüküm altına alınması gerektiğinden bahisle mahkeme kararının bozulması yerine, feshin kesinleştiği ileriki tarihi ve üstelik içinde yüklenici karı da bulunan rayiç bedeli esas alan Sayın Çoğunluğun görüşüne, açıkladığım sebeplerle katılamıyor ve Dairemiz ilamının (2) no.lu bendine muhalif kalıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy