(818 S. K. m. 105)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Suat Çelebi ile davalı vekili avukat Gamze Berktin geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı munzam zarar ve kesin hakedişten kalan alacağını talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı iş sahibi tarafından temyiz edilmiştir.
Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesi'nin 1996/34 esas sayısında kayıtlı davada davacı yüklenici munzam zarar alacağını, 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bu dava ile birleşen 1997/1120 esas sayısında kayıtlı davada ise kesin hesaptan kalan alacak ile bu alacağın geç ödenmesi sebebiyle uğranılan munzam zararın tahsili talep olunmuştur. Mahkemece bir bankacı ile iki hukukçudan oluşturulan bilirkişi kurulundan alınan rapor doğrultusunda sonuca varılmıştır. Oysa birleşen davada talep olunan kesin hesap alacağı ihtilaflı olup, daha önce açılıp kesinleşen 1994/744 sayılı davada fazla taleplerin reddedilerek kesinleştiği savunulmuştur. Alınan raporda sözkonusu bakiye kesin hesap alacağının kesinleşen dava kapsamında kalıp kalmadığı ve o davada alınan bilirkişi raporu kapsamında değerlendirilip değerlendirilmediği hakkındaki görüş bilirkişinin görevli oldukları alan itibariyle bu konuda ihtisaslarının bulunmadığından yetersizdir.
Öte yandan mahkemece kabul edilen munzam zarar tutarı Türk Lirasının enflasyon nedeniyle değer kaybetmesi esasına dayandırılarak paranın getireceği faiz hesaplanmak suretiyle bulunmuştur. Böyle bir zarar hesabı Dairemizin istikrarlı uygulamalarına göre munzam zararın ispatına elverişli bulunmamakta, zararın somut delillerle kanıtlanması gerekmektedir. Dava konusu olayda davacı zararını ispat için bankalardan kredi kullandığı ve faiz ödediği vakıasına dayanmıştır. Bilirkişi raporunda geç ödenen paranın karşılığında kullanılan kredi için ödenen faiz tutarı ve temerrüt tarihi ile ödeme tarihi arasındaki miktarı hesaplanmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, bir inşaat mühendisi, bir bankacı ve bir hukukçudan oluşacak yeni bir bilirkişi kurulunun teşkili ile öncelikle ikinci davada istenen kesin hesap bakiyesi alacağının saptanması bu alacağın bulunmadığının anlaşılması halinde ikinci davanın tamamen reddine, alacağın varlığı saptanırsa ilk davadaki asıl alacak miktarı ile ikinci davada saptanacak miktarın temerrüt tarihlerinden itibaren fiili ödeme tarihlerine kadar geçecek süre için bankalardan kullanılan kredilere ödenen ve asıl alacak tutarına tekabül eden faiz vs. banka giderleri açıklattırılarak sonucuna göre her iki dava karara bağlanmasından ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereği hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 250.000.000 TL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 18.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy