(2004 S. K. m. 67, 72, 154)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukatı Tülin Tunca geldi. Davalılar vekilleri gelmediler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı Kooperatif, davalı D... İnşaat ve Tic. Ltd. Şirketi lehine düzenlenen ve diğer davalı Halis T.'a ciro edilen takip konusu 81 milyar liralık bonodan dolayı borçlu bulunmadığının tespiti amacıyla bu davayı açmış, mahkemece aynı konuda itirazın iptali ve iflas istemiyle açılmış bir dava bulunduğu, davada senedin karşılıksız kaldığı hususunun savunma yoluyla inceleneceği ve davacının menfi tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığı görüşüyle davanın reddine karar verilmiş olup karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Açılan menfi tespit davası İİK.nın 72, Ankara Asliye 5.Ticaret Mahkemesinin 2000/36 sayılı esasında açılan itirazın iptali ve iflas davası ise 67, 154 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, ayrı şartlara tabi davalardır. Uygulamada menfi tespit ve itirazın iptali davaları aynı türden davalar olarak kabul edilmemekte ve bu konuda davanın derdest bulunduğuna ilişkin itirazlar da dikkate alınmamaktadır. Öte yandan menfi tespit davası sonunda alınmış ve kesinleşmiş bir kararın da itirazın iptalini sağlamadığı benimsenmektedir. Nevar ki her iki dava da icra takibine konulan bonodaki borcun varlığına bağlı olarak değerlendirileceğinden inceleme yöntemi aynı olacaktır. Bu nedenle her iki dava açısından derdestlik düşünülemez ise de davaların sonunda verilecek kararın diğerini etkileyecek olması da kaçınılmazdır. Öte yandan iptal ve iflas davasında yer almayan bono lehtarı, menfi tespit davasında davalı olarak gösterildiğinden, iptal davası sonunda verilecek kararın bono lehtarını bağlamayacağı ve borçlu keşidecinin iptal davası sonunda lehtar hakkında bir karar temin edemeyeceği de ortadadır.
Bu durumda; her iki dava sonuçları ve tarafları açısından birbirleri etkilemekte olduğundan, bir davanın sonucu diğerinin kesinleşmesine bırakılabilir ise de, itirazın iptali davasında ayrıca iflas talebi de yer alıp, acele mavaddan bulunduğundan menfi tespit davasının, iptal ve iflas davasının sonucuna kadar bekletilmesi uygun olacaktır.
Öyle olunca; mahkemece, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğu gözetilerek dava iflas ve iptal davasının neticesine kadar bekletilip sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 250 milyon TL. duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak vekille temsil olunan davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 4.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy