(818 S. K. m. 101, 355) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili duruşma istemiş olmakla duruşma için tayin edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligatlara rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, sözleşmede kararlaştırılan sürede davacıya ait bağımsız bölümlerin teslim edilmemeleri nedeniyle kira bedellerinin tahsili istemiyle açılmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yanlar arasındaki sözleşme tarihinden itibaren 3 yıllık sürenin sonu olan 24.8.1997 tarihi kira başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Sözleşmenin yapıldığı tarihte inşaatın bulunduğu yerde imar planının olup olmadığı, imar planı varsa imar durumunun sonradan değişip değişmediği, değişiklik söz konusuysa bunun inşaatın yapımına ve süresine etkisinin olup olmadığı araştırılmamıştır. Belirtilen konular araştırılmadan, doğrudan sözleşme tarihinin 3 yıl sonrasının kira başlangıcı kabul edilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, bu hususların ilgili belediyeden araştırılması, gelen cevaba göre inşaat süresine etkisi olmaması durumunda, kararda yazılı miktar üzerinden davanın sonuçlandırılması, etkisi olduğunun anlaşılması halinde kira başlangıcının buna göre belirlenmesi, davalının 6.548.870.000 liralık kira bedeli hesaplayan bilirkişi raporuna itirazı olmaması ve bu miktarı açıkça temyiz konusu yapmaması da dikkate alınarak, bu miktarın karar altına alınmasından ibarettir.
3-Açılan davaların HUMK.nun 45. maddesi uyarınca birleştirilmeleri, bu davaların ayrı dava olma niteliklerini ortadan kaldırmaz. Bunun sonucu olarak, her dava için ayrı hüküm kurulması gerekir. Mahkemece davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmaması da doğru olmamıştır.
4-Borçlar Kanununun 101/I. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarıyla mütemerrit olur. Somut olayda davacı tarafından davalıya 8.10.1999 tarihli ihtarname gönderilmiştir. Bu ihtarname içerik olarak davalıyı temerrüde düşürecek niteliktedir. Ancak bu ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği tarih araştırılmamıştır. Davalı ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren, ihtarnamede tanınan 3 günlük sürenin sonunda direngen duruma düşer. Faizin belirlenecek bu tarihten itibaren başlatılması yerine, kararda yazıldığı şekilde, ilgili yıl ve aylara göre dönem sonlarından itibaren başlatılması da yanlış olmuştur.
Kararın yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci, üçüncü ve dördüncü bentler uyarınca kararın davalı yararına BOZULMASINA, davalı duruşmada vekille temsil edilmediğinden lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 1.710.000 lira ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 20.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy