(818 S. K. m. 105)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Orhan Evren ile davalı vekili avukat Şerafettin Açıkgöz geldiler. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, BK.nun madde 105.de düzenlenen munzam zarar alacağının tahsili istemiyle açılmıştır. Bu madde hükmüne göre, temerrüt faizinden daha fazla zarara duçar olduğunu ileri süren alacaklı bu zararını ispat ettiği takdirde munzam zararı hüküm altına alınır. Borçlu ise ancak kusuru olmadığını ispat ettiği takdirde zarardan sorumlu tutulamaz.
Dava konusu olayda; yapılan icra takibi sonucunda davacı alacağının kısmen tahsil edildiği safhada bu dava açılmıştır. Dairemizce enflasyon karşısında paranın değer kaybetmesi bizatihi munzam zararın ispatı için yeterli görülmeyip, uğranılan zararın ispat edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle mahkemece sadece TEFE artışı ile zararın saptanıp sonuca varılması Dairemizin uygulamalarına uygun bulunmamaktadır.
Davacı munzam zarar iddiasını, paranın geç ödenmesi yüzünden P... ve Ş...'tan kredi kullanmasına, bu yüzden faiz ödemesine ve taşınmazlarını satmasına dayandırmıştır. Oysa mahkemece bu konularda hiçbir araştırma yapılmadığından inceleme hüküm tesisine yeterli değildir. Mahkemece yapılacak iş, davacının bankalardan kullandığı kredilerin miktarının, tarihlerinin, geri ödemelerinin belirlenmesi, o dönemlere tekabül edecek şekilde davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında inceleme yapılarak davacının söz konusu kredi ve taşınmaz satışından elde ettiği gelirin nerelerde kullanıldığının ve bankaya yapılan faiz ödemelerine isabet eden kısmının alınacak raporla saptanması ve böylece ispatlanacak zararın yani davalının temerrüdü sebebiyle tahsil olunan faiz miktarını aşan kısmının davacının faiz yönünden kabul ettiği miktar da nazara alınarak ve hesap sonucu bulunan miktardan ana para tahsilatı hariç sadece tahsil olunan faiz miktarından düşülerek sonucuna göre hükme varılmasından ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeyle ve ispat konusunda yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçelerle temyiz olunan hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, 250'şer milyon TL. duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak diğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 15.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy