(2004 S. K. m. 105, 277)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı hüküm davacı ve davalılardan Vedat ve Esra Karaali vekillerince temyiz edilmiş, davalı Vedat ve Esra Karaali vekili duruşma istemiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Nuran Zöhre ile davalı Esra Karaali vekili avukat Berkant Aşşık geldiler. Sair davalılar vekilleri gelmediler. Temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dava İİK. nun 277 vd. maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptal edilmesine ilişkindir. İptal davalarının dinlenebilmesi için tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması gereklidir. Zira, alacaklı borç doğuran işlerin yapıldığı tarihteki borçlunun malvarlığına güvenerek işlem yaptığından bu tarihten önceki tasarrufların iptal davalarına konu edilemeyecekleri Dairemizce kabul edilmektedir. Esasen kanunun gerekçesinde de bu husus aynen kabul edilmiştir.
Dava konusu olayda, alacak bonoya dayalı olup senet 15.1.1999'da düzenlenmiştir. Yani borç şeklen bu tarihte doğmuştur. Tasarruf tarihi ise 9.10.1998 olup, daha öncesine rastlamaktadır. Bu halde usulen davanın reddi gerekirse de bazı durumlarda alacağın senedin düzenlendiği tarihten önce doğduğu da mümkün olmakla, mahkemece davacıya mehil verilerek, varsa bu yoldaki iddia ve delilleri toplanmalıdır.
Öte yandan, tasarrufun iptali davasının dinlenebilmesi için İİK. nun 277. maddesi uyarınca borçlu hakkında alınmış bir kesin aciz vesikasının varlığı ya da geçici aciz belgesi yerine geçecek bir haciz tutanağının (İİK. md.105) bulunması gereklidir. Takibe konu icra dosyasının tetkikinden, kesin haciz belgesinin alınmadığı anlaşılmaktadır. Borçlu hakkında yapılan hacizler sonunda tutulan tutanaklarının ise, başkaca borcu karşılayacak haczi kabil malı bulunmadığı belirtilmediğinden İİK. nun 105. maddesi gereğince geçici aciz belgesi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu halde davacıya verilecek mehil de borçlu hakkında dava açılmasını sağlayacak aciz belgelerini ibraz etmesi de istenmelidir. Bu mehil sonunda, geçici yada kesin aciz belgesi ibraz edilir ve borcun daha önce doğduğu ispatlanırsa davalılar Vedat ile Esra hakkındaki davanın kabul edilmesi, aksi takdirde reddi cihetine gidilmesi gerekirken bu konularda eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalılar Vedat ve Esra yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davacının temyiz itirazlarına gelince; davalı Bülent, borçludan doğrudan taşınmaz satın alan kişi olmayıp, üçüncü şahıs durumundadır. Hakkındaki davanın kabul edilebilmesi kötüniyetli olduğunun ispatına bağlıdır. Oysa kendisinin mal kaçırma amacıyla hareket ettiği kanıtlanmadığından hakkındaki davanın reddi sonucu itibariyle doğrudur. Bu nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Sonuç: Yukarda birinci bentte yazılı sebeplerle hükmün temyiz eden davalılar Vedat ve Esra yararına BOZULMASINA, ikinci bent uyarınca davacının temyiz itirazlarının reddine, 250 milyon TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak vekille temsil edilen davalı Esra'ya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1.720.000 TL. ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden davalılardan Vedat ve Esra Karaali'ye geri verilmesine, 20.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy