(2004 S. K. m. 67, 68, 72)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla ... gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı kooperatif vekili davada; takip dayanağı 30.7.1998 tanzim ve 30.11.1998 vade tarihli 40 milyar liralık bononun yanlar arasında düzenlenen 6.12.1995 günlü kat karşılığı inşaat sözleşmesinin teminatı olarak davalıya verildiğini, bu nedenle icra takibine konulamayacağını ileri sürerek bononun teminat için verilmesi nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitini ve takibin durdurulmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı arsa sahibi cevabında, takip konusu bononun inşaatın süresi içinde ve eksiksiz bitirilip teslim edilmemesi halinde takibe konulmak üzere verildiğini, sözleşmede öngörülen 6 aylık ruhsat alma ve 36 aylık inşaat yapım süresi 6.6.1999 tarihinde dolduğu halde anahtar teslimi, teslim edilmesi gereken 6 adet dubleks meskenin teslim edilemediğini, işin henüz kaba inşaat seviyesinde olduğunu, bu nedenle bonoyu takibe koymakta haklı bulunduğunu savunarak davanın reddine ve % 40 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, senette ihdas sebebi olarak malen kaydının yazılı olmasına rağmen davacı kooperatifi senedin teminat senedi olduğunu, davalı arsa sahibinin de teslimde gecikme halinde takibe konulmak üzere verildiğini ileri sürerek senet metnini karşılıklı tahlil ettikleri, bu durumda ispat yükümlülüğünün davacı kooperatife düştüğü, sözleşmede teminat senedi verileceğine dair hüküm bulunmadığı ve davacı kooperatifin senedin teminat senedi olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve alacağın % 40'ı tutarında tazminatın davacıdan alınıp davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından takip dayanağı bononun yanlar arasında düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan bilcümle hakların teminatı olarak verildiği anlaşılmaktadır. Teminat senetleri sözleşmeden doğan hakları garanti altına aldığına ve davalı arsa sahibi akdi feshetmediğine göre, icra takip tarihi itibariyle davalının gecikmeden doğan zararlarınım kooperatiften tahsile hak kazandığı alacak miktarı ile sınırlı olarak senedi takibe koyma hakkı vardır. Yanlar arasındaki sözleşmede tapu ferağ tarihinden itibaren 6 ay içinde inşaat ruhsatının alınacağı ve ruhsattan itibaren 36 ay içinde davalıya ait 6 adet dubleks meskenin teslim edileceği yazılıdır. İnşaat ruhsatı 17.11.1996 tarihinde alındığından, 36 aylık inşaat süresi 17.11.1999 tarihinde dolmuştur. Ne var ki davacı bilirkişi raporuna itirazlarını sunduğu 24.4.2001 günlü dilekçede inşaat süresinin 6 aylık ruhsat alım süresi ve 36 aylık inşaat yapım süresi olmak üzere toplam 42 ay olduğunu, bu sürenin de Haziran 1999'da dolduğunu kabul ettiğinden, sözleşmeye göre teslim tarihinin 6.6.1999 olduğunun kabulü zorunludur. Keşif tarihi itibariyle inşaatın seviyesi % 66 olup davalıya ait daireler teslim edilmemiştir. Mahkemece 6.6.1999 tarihi ile 13.10.2000 icra takip tarihi arasındaki davalının kira kaybı zararı ek raporla saptanıp bu miktar bakımından takibin devamına, aşan kısım bakımından bu aşamada borçlu olunmadığının tespiti ile takibin iptaline, bononun teminat işlerinin devam ettiğine karar verilmelidir. Bu hususlar üzerinde durulmadan somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddine ve % 40 tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 27.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy