(818 S. K. m. 106)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla ... gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, davalı yüklenici ile aralarındaki 2.7.1997 tarihli sözleşme ve 6.6.1999 tarihli ek sözleme gereğince, davalı tarafından inşaatın süresinde tamamlanmaması ve sözleşmeye aykırı imalat nedeniyle davacıya düşen bağımsız bölümlerdeki değer kaybına ilişkin olarak toplam 30 milyar TL. nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davacı tarafından sözleşmeye aykırı yapıldığı belirtilen kısmın ek sözleşme yapıldığı tarihte tamamlanmış olduğunu, davacının muvafakatinin olduğunu, inşaatın sözleşme ve projesine uygun olduğunu, gecikmenin taşınmazın tapusuz olması ve ruhsat alınmamasıyla 17.8.1999 tarihinde meydana gelen depremden kaynaklandığını, ayrıca sözleşmenin usulüne uygun olmaması nedeniyle geçersiz olduğundan bahisle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, inşaatın ruhsatsız ve kaçak olması nedeniyle davacı yararına hukuki sonuç doğurmayacağı, gecikmeden dolayı tazminat istenemeyeceğinden bahisle sair hususlar incelenmeksizin davanın reddine dair hüküm kurulmuş, davacı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle yıkılması gereken kaçak inşaat nedeniyle değer kaybı talep edilemeyeceğinden, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı kira alacağı istemine ilişkindir. 2.7.1997 ve 6.6.1999 tarihli sözleşmeler her ne kadar, adiyen yapılmış iseler de, sonradan bir kısım tapu kaydının davalı yükleniciye intikali nedeniyle anılan sözleşmelerin geçersizliğinden söz edilemez. Sözleşmeler uyarınca; davalı yüklenici, inşaatı aynı zamanda 3194 sayılı İmar Kanununa ve tasdikli projesine uygun biçimde yapıp sözleşmede belirtilen tarihlerde teslim etme yükümlülüğü altına da girmiştir. Somut olayda, davalı yüklenici, belirtilen tarihlerde ruhsatlı bir bina yapmadığından, davacı arsa sahibinin anılan tarihlerden itibaren, bağımsız bölümlerini kiraya verememekten dolayı meydana gelen zararını, mahalli rayiç kira değerleri üzerinden tazminle sorumludur. O halde, gecikme tazminatına ilişkin talebin incelenerek ortaya çıkacak sonuç dairesinde kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, 08.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy