(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 357, 360) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı avukatı gelmedi. Davalı vekili Avukatı E.E. geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- 7.6.1999 günlü bilirkişi raporunda davacının yapımını üstlendiği kataloglarının Amerikan cilt ve iplik dikişsiz olduğu, kuşe kâğıdına basıldığı bu nitelikteki imalatta iplik dikiş yapılmadığından sayfalarda dökülme olmasının mukadder bulunduğu iplik dikişsiz ciltlenmiş bu katologların ayıplı olduğu saptanmıştır. Davacı teklif mektubunda yer vermese dahi, BK 357. maddesi hükmünce genel ihbar mükellefiyeti sorumluluğu nedeniyle bu durumda iş sahibini haberdar etmeye zorunludur. Aksi takdirde bunun sonuçlarına tahammül etmekle mükelleftir. Mevcut haliyle katalogların ayıplı olduğu bilirkişice saptandığından ve taraflar arasında eserin reddi icap etmeyeceği uyuşmazlık konusu yapılmadığından BK 360. maddesi hükmünce işin kıymeti noksanının bedelden tenzili gerektirdiğinden bilirkişiden ek rapor alınarak tenzili gereken bu bedel hesaplattırılmalı, istek hakkında sonucuna uygun bir hükme varılmalıdır. Değinilen hususların gözden kaçırılmış olması, bozma nedenidir.
Diğer yandan İİK 67. maddesinde düzenlenen inkâr tazminatının hüküm altına alınabilmesinin borçlunun takibe itirazında haksız olması gerekir. Somut olayda olduğu gibi, yanlar arasındaki alacak-borç ilişkisi hakkında yargılama suretiyle ve özellikle bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonuca ulaşılabiliyorsa, ortada likit (muayyen) bir alacağın varlığından dolayısıyla borçlunun takibe itirazında haksızlığından söz edilemeyeceği için davacının icra-inkâr tazminatı isteminin reddi yerine hüküm altına alınmış olması da kabul şekline göre bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 2. bentte açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, 1. bend gereğince sair temyiz itirazlarının reddine, 30 milyon lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16.5.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy