(2004 S. K. m. 278) (1086 S. K. m. 429)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Mahkemece verilen ilk karar ile, davalı Levent hakkında açılan dava reddedilmiş ve iptal istemi 2, 3, 7 ve 8 nolu daireler hakkında kabul edilmiştir. Davalı Yusuf'a satılan 5 nolu daire ile ilgili dava da reddedilmiş olduğu halde davacı banka bu konuda temyize gelmediğinden ve haklarındaki red kararı kesinleştiğinden davalılar Yusuf ve Levent ile, aynı şekilde bozma kararımızda belirtildiği üzere davalı E... Gıda San A.Ş. hakkında verilen red kararı da kesinleşmekle bu davalılara yönelik temyiz taleplerinin reddi gerekmiştir.
2-Yine, iptali istenen 7 nolu daire, davalı Ender'e 15 milyar TL. ipotekle yükümlü olarak satılmıştır. Tapuda gösterilen bedel ilave edildiğinde taşınmazın tapuda gösterilen değerine göre 7 nolu dairenin gerçek değerinden çok aşağı bir fiyatla satın alındığı kabul edilemeyeceği gibi, adı geçenin mal kaçırma amacıyla satın aldığı da ispatlanmadığından hakkında açılan davanın reddi kararı HUMK.nun 438/son maddesi uyarınca yerinde olmakla değişik bu gerekçeyle davalı Ender hakkındaki temyiz istekleri de reddedilmelidir.
3-Davalılar Ayhan, İsmail, Zekiye ve Mehmet'e ilişkin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece kabule dair verilen ilk karar Dairemizce icra takibinin kesinleşmemesi ve kesin aciz belgesinin ibraz edilmemesi, yani dava şartlarının oluşmaması sebebiyle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmadan evvel 3.4.2001 tarihinde davacı vekili icra takibinin kesinleştiğine ve aciz belgesi olduğuna dair belgeleri ibraz etmiştir. Bu safhada dava şartı yerine getirilmiş olup, henüz bozmaya da uyulmadığından davalılar yararına kazanılmış hak oluştuğundan sözedilemez. Bu durumda mahkemece "bozmaya uyulmakla kazanılmış hakkın oluştuğundan bahisle" davanın reddedilmesi yerinde değildir.
İşin esasına gelince; mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporundan 2, 3, ve 8 nolu taşınmazların borçlu tarafından sırasıyla İsmail, Zekiye ve Mehmet'e satıldığı satış bedelleri ile gerçek değerleri arasında İİK.nun 278. maddesinde sözü edilen bedeller arasındaki farkın oluştuğu anlaşıldığından bu davalılar açısından davanın subuta erdiği kabul edilerek 2, 3 ve 8 nolu dairelerin satışına ilişkin tasarrufların iptaline karar verilmesi gerekirken reddi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte yazılı nedenlerle davalılar Yusuf, Levent ve Emir Gıda A.Ş.'ye yönelik temyiz itirazlarının reddine, ikinci bent uyarınca davalı Ender hakkındaki temyiz taleplerinin reddine, üçüncü bent uyarınca davalılar Ayhan, İsmail, Zekiye ve Mehmet hakkında kurulan hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 20.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy