(818 S. K. m. 101) (3095 S. K. m. 1)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı avukatı gelmedi. Davalı vekili avukat Nadir Ülker geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, sözleşme gereği davacıya düşen bağımsız bölümlerin kararlaştırılan tarihte teslim edilmemeleri nedeniyle gecikme tazminatının (kira bedellerinin) tahsili istemiyle açılmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafından davalıya gönderilen Bursa 4. Noterliğinin 13.10.1998 tarih ve 26506 numaralı ihtarnamesinde, her bağımsız bölüm için aylık 25.000.000 lira kira bedeli istenmiştir. Davacı 1998 yılı için bu miktarla bağlıdır. Davada 1998 yılı için de daha fazla istekte bulunulmuş, bilirkişi tarafından da davacının ihtarnamedeki isteği dikkate alınmaksızın, rayice göre kira belirlenmiş, rapora göre hüküm kurulmuştur. Davacının 1998 yılı için her bağımsız bölüm yönünden 25.000.000 lira kira isteme hakkı olduğu, takip eden yıl için de bu miktar baz alınarak kira bedeli hesaplanmasının zorunlu olduğunun düşünülmemesi doğru olmamıştır. Yapılacak iş belirtilen kurala göre bilirkişiden ek rapor alınarak, hüküm oluşturmaktan ibarettir.
Davacı gönderdiği ihtarnameyle 13.10.1998 tarihine kadar olan kira bedelleri yönünden davalıyı temerrüde düşürmüştür. Bu tarihe kadar olan kira bedelleri için, ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihine 10 gün eklenerek bulunacak tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerekir. İhtarnameden sonraki döneme ilişkin kira bedelleri yönünden temerrüt davanın açılmasıyla oluştuğundan, faizin de dava tarihinden başlatılması zorunludur. Mahkemece tüm kira bedelleri yönünden 7.1.1998 tarihinden itibaren faiz başlatılması, henüz doğmamış alacaklara faiz yürütülmesi sonucunu doğurması yönünden de yanlış olmuştur.
Kabul edilen miktar yönünden, mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Açıklık olmadığından ve oran belirtilmediğinden, verilen faiz infazda tereddüt yaratacak niteliktedir. Davacının faiz isteğinin 1.1.2000 tarihine kadar reeskont bu tarihten itibaren 4489 Sayılı Kanun uyarınca Merkez Bankasının kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz olarak değerlendirilmesi ve bu şekilde hüküm oluşturulması doğru olacaktır
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekli görülmüştür.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte yazılı nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bent uyarınca kararın davalı yararına BOZULMASINA, 250.000.000 lira duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 11.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy