(1580 S. K. m. 1, 15)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı avukat gelmedi. Davalı vekili avukat Ali Aydın geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1580 Sayılı Belediyeler Kanununun 1. maddesinde "Belediyenin, beldenin ve belde sakinlerinin mahalli mahiyette müşterek ve medeni ihtiyaçlarını tanzim ve tesviye ile mükellef" 15. maddesinde de genelde belediyelerin görevlerinin "halkının sıhhat selamet ve refahını temin" olduğu hükmüne yer verilmiş, şehrin temizliği ve zorunlu ihtiyaçların karşılanması için yapacağı işler sıralanmıştır. Davalı Kurum Konya Belediyesince görülmekte olan su ve kanalizasyon işlerini yürütmek için belediye nezdinde kurulmuş Genel Müdürlüktür. Dosyaya giren Bakanlar Kurulunun 89/14524 sayılı kararıyla da işlevinin bu olduğu belirtilmiştir. Bu tip kuruluşlar işin sağlıklı yürütülmesi bakımından özel düzenlemelere tabi tutulmuş, bu meyanda ihalelerde 2886 Sayılı Devlet İhale Kanuna tabi kılınmamış olsa da, gördükleri iş kamu hizmetidir. Bu işin yürütülmesi için yaptıkları işlemler de "İdari işlem" niteliğindedir.
Somut olayda davacı uhdesinde kalan ihaleden sonra yanlar arasında öngörülen sözleşmenin imzalanmamasından ötürü çekişme doğmuştur. Diğer anlatımla davacının sözleşmeyi yapmaması üzerine, davalı İdare yatırılan teminatın irad kaydına karar vermiştir. Bu karar idari işlemdir. Bu nedenlerle teminatın iadesi ve bundan doğan tazminata ilişkin istemler içeren davada görev İdari Yargıya aittir. Sözleşme imzalanmasına değin doğan çekişmelerde görevli olan idari yargı, sözleşmeden sonra doğan çekişmelerde ise görevli olan adli yargıdır. (Uyuşmazlık Mahkemesi 3.2.1997 gün ve 1997/4-3, 2.3.1997 gün ve 1997/2-7; Y.H.G.K.nun 21.3.2001 gün 257-285; Dairemizin 23.2.1998 gün ve 243-640; Danıştay 10. Dairesinin 9.6.1988 gün ve 1986/469-1988/1048; 29.9.1993 gün 1992/4234-1993/3493 sayılı kararları) Bu nedenle davanın görev yönünden reddi yerine, işin esasına girilerek hüküm tesisi yasaya aykırı olmuştur.
Bu nedenlerle kararın bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 10.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy