(3194 S. K. m. 21, 26, 32, 42)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukatı B. Atalay geldi. Davalılar avukatı gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve Özellikle sözleşmesine ve tasdikli projesine uygun bina yapıp, teslim etmek yükümlülüğü altında bulunan davalı yüklenici Dursun'un, dava tarihi itibariyle bu yükümlülüğünü yerine getirmemiş olmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan kiraya yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 21. maddesine göre (26. maddedeki istisnalar hariç) bütün yapılar için yerel idarelerden yapı izni alınması zorunludur.
32. maddeye göre de, ruhsatsız (kaçak) veya ruhsata aykırı yapılar mühürlenerek durdurulur. Tanınan süreye rağmen ruhsat alınmaz veya ruhsata aykırılıklar giderilmez ise, encümen veya il idare kurulunun kararı ile kaçak bina veya ruhsata aykırı kısımlar yıktırılır.
42. madde de, bu eylemleri "imar suçu" kabul ederek, sorumluları hakkında müeyyide getirmiştir.
İmar Kanunu, düzenli şehirleşmeyi ve dolayısıyla içerisinde güvenli ve sağlıklı olarak oturulacak ve çalışılacak binaların yapımını amaçlamıştır. İmar Kanunu "kamu düzeni" ile ilgili olup, emredici niteliktedir. Hiçbir kimse, hangi amaçla olursa olsun, toplumun güvenliğini ve sağlığını ilgilendiren bu emredici hükümleri çiğneyemez ve çiğnenmesine de izin veremez. Mahkemeler de, bu hususu, re'sen gözönünde bulundurmak zorundadır.
Az yukarıda açıklanan yasa hükümlerinin ışığı altında somut olaya gelince;
Binanın tamamı tasdikli projesine aykırı yapılmıştır. Yasal hale getirilmesi mümkün değilse, bu haliyle yıkılması gerekir. Yıkılacak binaların da, korunmayı gerektiren ekonomik değerlerinden bahsedilemez ve mevcut halin devamı anlamına gelen taraf istekleri ise hukuken himaye görmez. Yükümlülüğünü yerine getirmemiş ve dolayısıyla arsa sahibine karşı bedele (bağımsız bölümlere) hak kazanmamış olan yükleniciden tapu payı satın alan üçüncü kişiler de iyiniyet savunmasında bulunamazlar.
Davacı arsa sahibi; ancak binanın tadilat projesiyle yasal hale getirilmesini,mümkün değilse kal talebinde bulunabilir.
Bu itibarla, yükleniciye yönelik gecikme tazminatı (kira kaybı) hariç, binanın mevcut haliyle yasaya aykırılığının devamı anlamına gelen diğer tüm istek kalemlerinin reddi yerine, yazılı biçimde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün (2.) bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı Dursun'un kiraya yönelik temyiz itirazlarının ise (1.) bent uyarınca reddine, duruşmaca vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 10.6.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
İmara aykırı yapılaşma, kamu düzeniyle ilgili olduğundan aykırılık herkes tarafından ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece re'sen nazara alınması gerekli hallerdendir.
Yasaya aykırı bir yapının yıkımını -herkes gibi- davacı da isteyebilir. Bu yapıda oturanlar varsa oradan tahliyesi de istenebilir. Aksi takdirde oturan kişinin herhangi bir sebeple yapıya bağlı bir zarara uğraması halinde davacı zarardan sorumlu tutulacağından men talebinde hukuki yarar vardır.
Bu nedenle mahkemenin oturan şahsın müdahalesinin menine karar vermesi yerindedir. Yasaya aykırılığın giderilmesine yönelik bir karardır. O şahsın kaçak yapıda oturmaya devam etmesi yasaya aykırılığın sürdürülmesi anlamına gelir.
Belirtilen nedenlerle sayın çoğunluğun müdahale isteminin reddi gereğine değinen görüşüne katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy