(3194 S. K. m. 29, 32)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı-k.davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Haydar Topay ile davalı vekili avukat Ali Asar geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle sözleşmenin ve ek sözleşmenin düzenlendiği tarihte, dava konusu taşınmazlardan sadece 2950 ada 13 parsel üzerinde bulunan (D) Blok inşaatın tasdikli proje ve ruhsatının bulunduğu, ancak diğer parseller üzerindeki A, B ve C Bloğun proje ve ruhsatının mevcut olmadığı sabittir. 3194 Sayılı İmar Kanunu'nun emredici hükümleri uyarınca, ilgili mercilerden inşaat ruhsatı alınmadan inşaata başlanması yükleniciden istenemeyeceği gibi yüklenici dahi böyle bir durumda sözleşme hükümlerinin işletilerek inşaata devam etme hakkına sahip değildir. Yüklenici 7.10.1998 tarihli ihtarına kadar, davalı -k.davacı iş sahibi kooperatiften inşaat ruhsatını almasını talep etmemiş olup, bu ihtarnameyle verilen 7 günlük sürede de ruhsatların alınamayacağı açıktır. Bu haliyle ortada -inşaat yapımında ruhsat alınmadığından işe devam imkansız olup, kooperatifin eski üyesi sıfatıyla birçok kararın alınmasında da etkili olan davacı şirket ortağının -dolayısıyla davacı şirketin- ve bu durumu bilen kooperatifin sözleşmenin ifasını isteyemeyecekleri ortadadır. Bu durumda aktin her iki yanın ortak kusuruyla bozulduğunun kabulüyle davacının tazminat isteminin reddinde isabetsizlik yoktur.
2-Ancak mahkemece davacı tarafından yapılan imalatın değerinde keşfen tespit edilmemiş, dava açıldıktan sonra başka bir mahkemeden talep edilen tespit sonucu verilen raporla bağlı kalınmıştır. Bu rapor HUMK. gereğince geçersiz olduğu gibi davacı yüklenici tarafından da aşamalarda itiraz edilmiştir. Şu halde mahkemece mahallinde keşif yapılmak suretiyle davacı tarafından yapılan imalatın gerçek değerinin saptanması ve karşılık davada buna göre hüküm kurulması gerekirken usulsüz yapılan tespit raporuyla bağlı kalınarak karar verilmesi hatalıdır.
3-Davalı-k.davacı kooperatif karşı dava dilekçesinde terditli talepte bulunmuş, aktin baştan beri geçersiz olduğunun kabulü halinde fazla ödenen 4 milyar TL. ile malzeme bedeli 1.710.000.000 TL. olmak üzere 5.710.000.000 TL.nın tahsilini, aktin geçerli olduğu kabul edilirse fazla ödenen 3 milyar TL., cezai şarttan 1 milyar TL. ve malzeme bedeli 1.710.000.000 TL. olmak üzere 5.710.000.000 TL.nın tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda yüklenicinin aktin feshinde haksız olduğu kabul edilmiş ancak sözleşmenin başından beri geçersiz olduğu yolunda bir saptama yapılmamıştır. Buna göre (1.) bentte açıklandığı üzere aktin her iki yanın ortak kusuruyla bozulduğu kabul edildiğinden davalı-k.davacı kooperatifin de cezai şart talebinin reddi ile fazla ödenen 3 milyar TL. ve malzeme bedeli 1.710.000.000 TL. olmak üzere 4.710.000.000 TL.nın tahsili yerine, akit baştan beri geçersizmiş gibi gerekçeyle çelişir şekilde 5.710.000.000 TL.nın tahsiline karar verilmesi de isabetsizdir.
Sonuç: (1.) bentte açıklanan nedenlerle davacı-k.davalının sair temyiz itirazlarının reddine, (2.) ve (3.) bent gereğince hükmün temyiz eden davacı-karşı davalı lehine BOZULMASINA, 250 milyon TL. duruşma vekillik ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak, davacı-karşı davalı şirkete verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacı-k.davalıya geri verilmesine, 17.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy