(2004 S. K. m. 277)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Bahri Özaykan geldi. Davalı Seyfi Ö. vekili ve Levent Ö. gelmediler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline gönderilen dosya tekrar gelmekle dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar:
1- İİK. 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen iptal davasının dinlenebilmesi için takibe konu edilen alacağın tasarrufun yapıldığı tarihten önce doğmuş olması gerekmektedir. Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarına göre, borcun doğumundan önce yapılan tasarruflar iptale tabi tutulmamaktadır. Dava konusu olayda, alacak şeklen 26.10.1997'de düzenlenen bono ile doğmuş, tasarruf ise bundan önce 26.2.1997'de yapılmıştır. Bu durumda, davanın reddi gerekmekte ise de davacının borcun daha önce doğduğuna dair iddia ve delilleri varsa, sorulup toplanarak borcun doğumu önce ise davanın kabulü, aksi halde reddine karar verilmelidir. Bu nedenle kararın davalı Seyfi yararına bozulması gerekir.
2- Davalı borçlu Levent kararı temyiz etmiş ise de, temyiz talebinden feragat ettiğinden temyiz dilekçesi reddedilmelidir.
Sonuç: Yukarıda 2. bentte yazılı nedenlerle davalı Levent'in temyiz dilekçesinin feragat nedeniyle reddine, 1. bent gereğince kararın temyiz eden davalı Seyfi yararına BOZULMASINA; vekili gelmeyen davalı Seyfi yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 16.5.2002 gününde bozmada oybirliği, nedeninde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
İcra takibi 26.10.1997 tanzim tarihli bonoya dayanılarak yapılmıştır. Tasarruf tarihi ise, 26.2.1997'dir. Başka bir anlatımla, borcun doğumu, tasarruf tarihinden sonradır. Davacı tarafın, borcun doğumunun bononun tanzim tarihinden, dolayısıyla tasarruf tarihinden önce olduğuna ilişkin bir iddiası bulunmadığı gibi; davacı alacaklı, bu hususu katılma yolu ile de olsa temyize getirmemiştir (HUMK. madde 427/I. ve 433/II.). Bu durumda, borcun doğumunun, tasarruf tarihinden sonra olduğu hususu, davacı yönünden kesinleşmiş olup, davalı Seyfi yararına usuli kazanılmış hak doğmuştur.
Hal böyle iken, davalı Seyfi'nin temyizi üzerine davacı yararına sonuç oluşturacak şekilde mahkeme kararının bozulması, aleyhe bozma yasağının ihlali niteliğindedir.
O halde, toplanan delillere göre davanın reddine karar verilmek üzere hükmün bozulması yerine, 1. bentte yazılı gerekçeyle hükmü bozan sayın çoğunluğun bu görüşüne açıkladığım nedenle gerekçe yönünden katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy