(2004 S. K. m. 277, 278, 279, 280, 283)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş davetiye pulu olmadığından duruşma isteminin reddine karar verilmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Anılan maddeler uyarınca iptal davasından maksat 278, 279 ve 280. maddelerde yazılı borçlunun borcun doğumundan sonra yaptığı tasarrufların butlanına hükmettirmektedir. Somut olayda, borç 5.6.1999 ve sonraki tarihlerde keşide edilen çeklerden kaynaklanmış olup tasarruf tarihi ise 9.4.1999'dur. Bu tarihin borcun doğumundan evveline ait olduğu bir gerçektir. Ancak, uygulamada temel ilişkinin çekin keşide tarihinden evvel kurulduğu halde borçlu tarafından borca karşılık ileri tarihli (vadeli) çekler keşide edildiği sıkça görülmektedir. Nitekim davacı alacaklı aşamalarda verdiği dilekçelerinde temel ilişkinin çeklerin keşide tarihlerinden önce var olduğunu ileri sürmüş, bu olguyu borçlu davalı S. B. de cevap dilekçesinde kabul etmiştir. Öyleyse mahkemece davacı alacaklılar isticvap edilerek çek keşidesine neden olan temel ilişkinin ne olduğu ve bunun doğum tarihi sorulmalı, buna ilişkin delilleri istenerek toplamalı ve bu arada yine bir kısım tarafların da taraf durumunda oldukları Kadıköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2000/47 Esas sayılı dava dosyası da getirtilerek incelenmeli, borcun çekin keşide tarihlerine nazaran tasarruf tarihinden önce doğduğu kanıtlanırsa, olayda İİK'nun 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı ve özelikle 278. maddedeki akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama gibi sayarak iptale tabi saydığı tasarruflarda iptal için Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamasına göre değerler arasında pek aşağı oransızlık varsa ortaya çıkan farkın ancak resmi belgelerle kanıtlanabileceği ilkesinin göz önünde tutulması, kaldı ki baba-kız olan borçlu ile üçüncü şahıs davalı G. K. arasındaki tasarrufun yine anılan madde uyarınca mutlak iptale tabi olduğu ve üçüncü şahsın 283. madde hükmünce elden çıkardığı mal yerine geçer değeri nakden tazmin etmesi gerektiği gözetilerek bir hükme varılması yerine eksik araştırma, inceleme ve yanlış değerlendirme ile davanın yazılı şekilde reddi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 25.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy