(2004 S. K. m. 277)
Dava : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı Ali Serdar Tülek vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İİK.nın 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarını, elinde muvakkat, yahut kati aciz vesikası bulunan alacaklılar, iflas idaresi, ya da iflas idaresince kendilerine yetki verilen alacaklılar açabilirler.
Temyize konu olayda; mahkeme, 13.10.1998 tarihli ihtiyati haciz zaptını ( haczi kabil menkul malı bulunamadığı yazıldığı için ) geçici aciz vesikası hükmünde kabul ederek sonuca ulaşmıştır.
Gerçekten de borçlunun haczi kabil malının bulunmaması halinde, durumu tespit eden haciz zaptı, geçici aciz vesikası niteliğinde kabul edilerek, iptal davasının açılabileceği ortadadır. Nevar ki temyize konu olayda, borçlu hakkında yapılan icra takiplerinde taşınmaz mallarının bulunup bulunmadığının tespiti için tapu Müdürlüklerine yazı yazılmış, Altındağ 2.nci Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü'nden alınan 13.10.1998 gün ve 4429 yevmiye nolu cevapta; borçlu Ahmet Murat Köksal adına "Altındağ Sebzebahçeleri Mahallesinde kain 9280 ada 16 parseldeki 1615 m2'lik taşınmazın 30/1615'er arsa paylı 2 ve 3.nolu dükkanların ve 15/1615 arsa paylı 42 nolu çay ocağının 15/100 hissesinin kayıtlı olduğu ve haciz şerhinin işlendiği" belirtilmiştir. Söz konusu taşınmazlara kıymet takdiri yapılıp satışa çıkartılmadan ve borcu karşılayıp karşılamadığı anlaşılmadan düzenlenen haciz zaptında haczi kabul menkul malının bulunmadığının belirtilmesi şüphesiz dava hakkını vermeyecektir. Daha açık bir ifadeyle, haciz zaptında yer alan bu açıklamanın anlamı, başkaca malın bulunamaması halinde değer kazanacaktır. Aksi takdirde pek çok taşınmazı mevcut olduğu halde bunlar araştırılmadan sadece menkul malları olmadığından dolayı iptal davası açılması, alacaklı ve borçlu dışındaki kişilerin de haklarını önemli derecede etkileyecektir. Bu durumda dava konusu olayda borçlunun aciz halini gösteren kesin aciz vesikası da alınmadığından, dava şartından olan aciz halinin gerçekleşmediğinin kabulü icap etmiştir.
Bu nedenle de mahkemece reddi gereken davanın yazılı gerekçelerle kabulü doğru görülmemiş kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davalı Ali Serdar Tülek yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı Ali Serdar Tülek'e geri verilmesine, 11.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy