(818 S. K. m. 97) (1086 S. K. m. 388, 389)
Dava : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı avukatı gelmedi. Davalı Cemil Koca geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dosya kapsamına göre davalı yüklenicinin inşaatı kararlaştırılan sürede bitirmediği, bu suretle temerrüde düştüğü sabittir. Bu nedenle arsa sahibi BK.nun 97.maddesi uyarınca inşaatın kalan kısmının giderleri yükleniciye ait olmak üzere kendisi tarafından tamamlanmasına izin verilmesini isteyebilir. Arsa sahibinin kendisine ait bağımsız bölümlerdeki eksik işler kalemlerinin de nama ifa yoluyla tamamlanacak işler arasında kalacağı kuşkusuzdur. Ancak, arsa sahibi nama ifaya izin ile birlikte gecikilen süre sebebiyle kira mahrumiyeti zararını da isteyebilecektir.
Bu temel açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; yanlar arasındaki 12.2.1999 günlü düzenleme şeklindeki ek sözleşmenin 4.maddesinde yeralan ( yine inşaatın bu ek sözleşme ile verilen 10 aylık ek süre içinde bitirilmemesi halinde ... müteahhide bırakılan dairelerden bir tanesi uğranılan zarar ve ziyanın karşılığı olmak üzere mülk sahibine bırakılacaktır. ) şeklindeki hükümle tarafların inşaatta eksiklikler bulunması halinde bu eksikliklerin giderilmesi için yükleniciye ait bir bağımsız bölümün arsa sahibince satılacağını kararlaştırdıkları görülmektedir. Başka bir deyişle, sözleşmenin bu hükmü ile taraflar, nama ifaya izin halinde daire satışından elde edilecek bedeli eksik işlerin giderilmesinde sarfetmeyi amaçlamışlardır. Hal böyle olunca mahkemece, yükleniciye ait bir daire tapusunun davacı üzerinde bırakılması doğru olmamıştır. Bu durumda yerinde keşif yapılarak yükleniciye ait bir bağımsız bölüm değerinin ne olduğu hesaplattırılmalı, davacı arsa sahibine bu bağımsız bölümün satış yetkisi tanınarak bedeli eksik işlerin giderilmesinde kullanılmak üzere avans niteliğinde davacıya bırakılmalı, davacının ayrıca talep ettiği ve hüküm altına alınan eksik işlere ilişkin istemi ise reddolunmalıdır. Değinilen hususlar bir yana bırakılarak yazılı şekilde hükme varılması doğru olmamıştır.
Öte yandan davacının nama ifaya izin talebi kabul edildiğine göre, iznin hangi eksiklikler için verildiği ve bunların avans niteliğindeki tamamlama giderlerinin ne olduğu hüküm yerinde tek tek açıklanıp gösterilmeden yanlar arasında yeni bazı uyuşmazlıklar doğuracak biçimde ve HUMK.nun 388-389. maddelerine aykırı olarak hüküm kurulması da yanlıştır.
Sonuç: Yukarıda 1.bendde açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2.bendde açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine, 11.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy