(818 S. K. m. 44, 98/2) (1086 S. K. m. 72, 74, 284)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davada ticari faiz istenilmesine, mahkemece bu istemin hüküm altına alınmasına, ticari faiz ile yasal faizin anlaşılmasının gerekmesine göre tarafların diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Yanlar arasındaki sözleşmenin 8. maddesinde davalı iş sahibinin iş yerini temelleri ve bağ kirişleri teknik şartnamesine göre uygun yapılmış, temel ve bağ kirişlerinin yanlarındaki çukurlar doldurulmuş umumi tasfiyesi yapılmış, stabilize malzemesi serilmiş ve sıkıştırılmış olarak, özetle vinç ve kamyon dolaşımını yağışlı havalarda bile aksamadan temin edecek şekilde düzenlenmiş olarak davacıya teslim edeceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmesine göre işin teslim tarihi (1) aydır.
Davacı tarafından yaptırılan tespit sonucu düzenlenen 22.6.1994 günlü raporda, yapıdaki prefabrik çukurların projesine uygun olmadığı saptanmış, başka bir deyişle sözleşmesine rağmen yer tesliminin tespit tarihinde dahi projesine uygun yapılmadığı görülmüştür. Davacı ise, bu hataya rağmen işin teslimi için öngörülen bir aylık süreden çok sonra 25.10.1993 günlü faks yazısına kadar davalıyı temerrüde düşürmemiştir. Görülüyor ki, işin teslimindeki gecikmede her iki tarafın da kusuru bulunmaktadır. Hal böyle olunca zararın meydana gelmesine ve artmasına etkide bulunarak yek diğerinin durumunu ağırlaştıran taraflar artık sözleşmede kararlaştırılan birim fiyatın uygulanmasını isteyemez (BK. 98/II. yollaması ile aynı yasanın 44. maddesi). Bu durumda mahkemece, bilirkişilerden ek rapor alınıp tarafların oluştaki müterafik kusurları dikkate alınmak suretiyle sözleşmede 165.000 TL./m2 olarak kararlaştırılan birim fiyatın dava tarihindeki hakkaniyete uygun rayicinin ne olacağı tespit ettirilmeli, davacı alacağı bu fiyat üzerinden hesaplattırılmalıdır. Yukarıdan beri değinilen hususlar bir yana bırakılarak hesaplamayı dava tarihindeki rayiçlerden bulan bilirkişi raporuyla bağlı kalınıp davanın yazılı şekilde kabulü doğru değildir. Öte yandan, davacı yaptırdığı tespit ve tespit dosyasına giren raporu dayanak yaparak bu davayı açmış, dava dilekçesinde işin halen %60'ının tamamlandığını iddia etmiş iken, HUMK.nun 72. ve 74. maddeleri hilafına, iş %70 seviyesinde bitmişçesine, bedelin bu seviye üzerinden bulunarak hüküm altına alınması da yanlıştır. Ayrıca, davada iş sahibinin borçlu kaldığı 48.000.000 TL.nın da tahsili talep ve dava edildiği halde, bu konuda bir karar kurulmaması da usul ve yasaya aykırı olmuş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2.) bentte açıklanan nedenlerle taraflar yararına BOZULMASINA, (1.) bent uyarınca diğer temyiz itirazlarının reddine, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 1.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy