(1086 S. K. m. 74) (3194 S. K. m. 21, 26, 32, 42)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasında yapılan ve İstanbul 5. Noterliğince doğrudan düzenlenen 10.8.1993 gün ve 27762 yevmiye numaralı ve Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi başlıklı sözleşme, Borçlar Yasasının 355. maddesinde tanımlanan karşılıklı borçlar ve haklar içeren iki taraflı sözleşmelerden olan eser sözleşmesinin bir türü olup, karma niteliklidir. Bu sözleşmenin kapsamına yönelik taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı gibi, yüklenici davalı, Beyoğlu 16. Noterliğince imza onaylaması yapılan 3.7.1995 gün ve 26019 yevmiye numaralı Taahhütname başlıklı belge kapsamına göre de, (9) no'lu bağımsız bölümün davacıya ait olduğunu da kabul etmiştir.
3194 Sayılı İmar Yasası'nın 21. maddesi uyarınca; aynı yasanın 26. maddesinde sayılan istisnalar haricindeki tüm inşaatların yapımı, yerel idarelerce verilecek izne bağlıdır. Anılan yasanın 32. maddesi gereğince de, yetkili yerel idarelerden izin alınmadan (kaçak) yahut verilen ruhsata aykırı olarak yapılan inşaat veya bağımsız bölüm ve eklentileri yerel idarelerce yıktırılır ve ayrıca bu şekilde yapı yapılması imar suçunu oluşturduğundan aynı Kanunun 42. maddesi gereğince ceza yaptırımı uygulanır. İmar Yasası hükümleri kamu düzeni ile ilgili olup; mahkemece de yargılamanın her aşamasında doğrudan gözetilmesi gerekir. Açıklanan nitelikte yapılan inşaat ile ilgili olarak ayni ya da şahsı hak ileri sürülerek açılan dava mahkemece kabul edilemez. Çünkü, aksinin kabulü, yasaya ve kamu düzenine aykırılığın korunması ve devamı sonucunu doğurur.
Somut olayda ise, davacı, yukarda belirtilen sözleşmelere dayalı olarak, kendisine yapılıp teslim olunması sözleşmede taraflarca kararlaştırılan bağımsız bölümlerin, teslim olunmaması sonucu gerçekleştiği ileri sürülen kira kaybı sebebiyle gecikme tazminatı kapsamında kira tazminatı ödetilmesini dava etmiştir. Gecikme tazminatı, yanlar arasındaki sözleşme hükümlerine göre yüklenici tarafından yapılarak arsa sahibi davacıya teslimi kararlaştırılan bağımsız bölümlerin tesliminin gecikmesi sebebiyle, koşulları oluştuğunda istenebilecek maddi tazminat olup, yasaya aykırılığın devamını sağlamaz.
Mahkemece yapılacak iş; sözleşmelerde davacıya verilmesi kararlaştırılan bağımsız bölümlerin, sözleşmelere göre teslimi gereken tarih ile; eylemli olarak davacıya teslim olunup da bağımsız bölümlerden davacı tarafından satılanlar için satış tarihine kadar ki süre için, yararlandığı bağımsız bölümler için de yararlanmaya başladığı tarihe kadar ki süre için ve dava tarihini aşmamak üzere; uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla yerinde keşif ve inceleme yapılarak, raiç piyasa koşullarına göre belirlenecek kira tazminatının, HUMK. nun 74. maddesinin de gözetilmesiyle, hüküm altına alınması olmalıdır. Dairemizin İmar Yasası'na ve bu kapsamda kamu düzenine aykırı yapılan yapılar hakkındaki uygulamalarına yanlış anlam verilerek davanın, hükümde yazılı sebeple reddi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 03.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy