(4077 S. K. m. 3) (YHGK 26.02.2003 T. 2003/15-127 E. 2003/102 K.)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davaca tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, davacıya ait teknenin tamiri sırasında davalının ayıplı imalat yaptığı iddiasıyla, ayıbın giderilmesi veya tazminat istemiyle açılmış, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Tüketici Sorunları İl Hakem Heyeti'ne başvuruda bulunmuş, bu heyetin 15.05.2001 tarihli kararı üzerine davayı Tüketici Mahkemesinde açmış, dava bu mahkemece sonuçlandırılmıştır. 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/f maddesinde tüketici, bir mal ve hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanan veya tüketen gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Kanunun amacı da 1. madde de açıklanmıştır. Söz konusu kanun, hazır bir mal veya hizmeti satın alarak, onu günlük yaşamında kullanan veya tüketen kişiyi korumak için çıkarılmıştır. Başka bir anlatımla, satım akdine konu oluşturan, tüketime yönelik dar kapsamlı mal ve hizmet ilişkileri kanun kapsamına alınmıştır. Aksinin düşünülmesi durumunda, üst düzey teknoloji ile gerçekleştirilen, tüketime yönelik olmayan, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklar sonucu acılan davaların da Tüketici Mahkemesinde görülmesi sonucunu doğurur. Bu durum kanunun amacına uygun düşmez.
Somut olayda uyuşmazlık, davacıya ait teknenin tamirinin ayıplı yapılıp yapılmamasından kaynaklanmıştır. Taraflar arasındaki hukuki ilişki eser sözleşmesinden doğmuştur. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda uygulanması hukuken mümkün değildir. Dairemizin kararları bu doğrultuda olduğu gibi, HGK'da 26.02.2003 tarih 2003/15-127 E. 2003/102 K. sayılı ilamında aynı görüşü benimsemiştir.
Bu durumda, davaya genel hükümler uygulanmak suretiyle, genel mahkemede bakılmasının sağlanması amacıyla görevsizlik kararı verilmesi yerine, Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun uygulanarak uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 03.03.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy