(2004 S. K. m. 277, 278)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalılar Bilge Kaşkaloğlu, Berrin, Ayşe ve Suat Karaoğuz vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İİK. nun 277 ve devamı maddelerine dayalı Tasarrufun İptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, ivazlar arasında fahiş farkın varlığına dair İİK.278.md.nin 2.bendindeki nedene dayalı olarak dava kabul edilmiştir. Fahiş farkın varlığının saptanması bakımından Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/275 Esas 1999/341 Karar sayılı dava dosyasındaki rapor ve bu davada temyiz edilmeksizin kesinleşen karar esas alınmıştır. Anılan rapor ve kararda taşınmaz üzerinde 200 milyar değerinde ipotekle, 17.586.418.000 TL. değerinde haciz şerhinin varlığıyla birlikte tapuda satış değerinin 42 milyar olduğu belirtilmiştir. Bu haliyle satış bedelinin yükümlülükleriyle birlikte, 259.586.418.000 lira olduğu açıktır. Satış tarihi itibariyle takdir edilen toplam yapı ve makine bedeli 149.678.394.498 TL., arsa bedeli 367.100.000.000 TL.dir. Bu durumda genel toplam 516.778.394.498 TL.dir. Satış değeri ile toplam değer alındığında, mislini aşan farkın varlığı gerçektir. Ancak, aynı satış değeriyle arsa değeri alındığında aradaki fark fahiş fark olarak nitelendirilemeyeceğinden, buna bakılarak sonuca gidildiğinde, mahkemece kabul edilen iptal nedeni yerinde değildir. Davalı 3.şahıslar yargılamanın her aşamasında ve ısrarla taşınmazı fabrika olarak değil, arsa olarak aldıklarını ileri sürmüşler, ibraz ettikleri protokolle binanın makinalarıyla birlikte satıcı borçluya ait olduğunu, hatta 3.şahıslarca fabrikada yapılan menkul haczine karşı istihkak iddiasında dahi bulunmadıklarını, binanın söktürüldüğünü savunmuşlardır. Bu savunma doğrultusunda ibraz edilen deliller mahkemece ele alınmalı, değinilen takip dosyası celp edilip incelenmeli borçluyla alıcılar arasındaki protokol mahkemenin dayandığı raporda fabrikanın atıl durumda olduğu hususu, gerekirse borçlu şirketin ticaret sicili kayıtları komşu dava dışı kimselere ait 31 sayılı parselin de davalı 3.kişilerce alınması hep birlikte değerlendirilmeli, ret ve üstün tutulma nedenleri gösterilerek sonucuna göre ivazlar arasındaki farkın varlığı, satışın ticari işletmenin devri olup olmadığı hususları üzerinde durulup erişilecek kanaate göre hüküm tesisi gerekirken, davacısı ayrı olan bu dava için kesin hüküm teşkil etmeyen ve temyiz edilmeksizin kesinleşmiş kararla, bu kararın dayandığı rapor esas alınarak yazılı biçimde hükme varılması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı 3.kişilerin yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 28.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy