(6183 S. K. m. 24, 28/1, 31)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı alacaklı (Hazine) vekili; vergi borçlusu davalı Ramazan S.'ın diğer davalı Döne S.'a kayden yaptığı bağımsız bölüm satışının iptalini talep etmiştir.
Davalılar, davaya cevap vermedikleri gibi, duruşmalara da gelmemişlerdir.
Mahkeme; bağımsız bölümün davalı Döne S. tarafından dava dışı Kamil A.'e kayden satıldığı ve bu kişiye de davanın yöneltilmediği; kaldı ki, satışın muvazaalı olduğunun kanıtlanamadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Kararı, davacı alacaklı (Hazine) vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 24 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunan "tasarrufun iptali" istemine ilişkindir.
Bu tür davalardan maksat, borçlunun, mevcudunu azaltmaya yönelik tasarruflarının butlanına hükmettirmektir. Dava sabit olduğu takdirde, alacaklı, davaya konu mal üzerinde cebri satış yoluyla hakkını almak yetkisini elde eder. Davanın konusu, taşınmaz olduğu takdirde, tapu kaydının iptaline gerek kalmadan, o taşınmazın haciz ve satışı istenebilir. Dolayısıyla, tasarrufun iptali davaları "ayn"a ilişkin olmayıp, şahsi niteliktedirler.
Tasarrufun iptali davaları, borçlu ile borçludan o malı satın alan kişi aleyhine açılır; bu kişiler arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Ancak, satın alan kişi, bu malı -olayımızda olduğu gibi- bir başka şahsa satarsa, son malikin -ihtiyari dava arkadaşlığı nedeniyle- davalı gösterilmesine gerek yoktur. Davacı alacaklı, son malikin, borçlunun mal kaçırma kasdını bildiğini kanıtlayabilecek kuvvette delillere sahip değilse, bu kişiyi davalı göstermeyebilir. Bu durumda, dava, borçludan aldığı malı elden çıkaran davalı -olayımızda Döne S.- yönünden, anılan yasanın 31. maddesi uyarınca bedele dönüşür. Başka bir anlatımla, borçludan aldığı malı elden çıkaran davalıdan, taşınmazın elden çıkarıldığı tarihteki keşfen belirlenen gerçek bedelinin, alacak ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere tahsiline hükmolunur.
Somut olayda, borçlu ile borçludan satın alan Döne S., nüfus kaydına göre karı-koca olduğundan, ayrıca başka hiçbir şeyin ve kötüniyetin kanıtlanmasına gerek kalmaksızın, bu ikili arasındaki ivazlı satış (tasarruf), aynı yasanın 28/1. maddesi uyarınca bağışlama hükmünde olup, iptale tabidir.
O halde, mahkemece yapılması gereken iş; bağımsız bölümün elden çıkarıldığı 16.8.1999 tarihi itibarıyla, uzman bilirkişi yardımıyla serbest piyasa rayicine göre keşfen belirlenecek bedelinin -alacak ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere- davalı Döne S.'dan tahsiline hükmedilmesinden ibarettir. Yanlış değerlendirmeye dayalı karar, açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine yararına BOZULMASINA, 18.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy