(2004 S. K. m. 105, 143, 277, 282, 283)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalılardan Ş. D. ve Z. Ö. vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılardan Z. Ö.'un sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-İİK.nun 277 nci maddesi uyarınca; tasarrufun iptali davasını, elinde geçici (İİK.105) veya kesin aciz belgesi (İİK.143) bulunan alacaklı açabilir. Bu husus dava koşulu olduğundan hakimin görevi gereği kendiliğinden aciz belgesinin bulunup bulunmadığını araştırması gerekir. Davada borçlu hakkında alınmış bir aciz belgesi yoktur. İcra dosyasında mevcut 14.10.1999 günlü haciz tutanağının incelenmesinden; alacaklı vekilinin yediemin bulunmadığı gerekçesiyle yalnızca borçluya ait aracın ve telefonun kaydına haciz konulmasını, bunun dışında menkul haczi yapılmamasını talep etmesi üzerine gidilen adreste menkul haczi yapılmadığı, 14.4.2000 günlü haciz tutanağının incelenmesinden de; gidilen adreste bir başka şahsın ticari faaliyette bulunması ve borçluya ait menkul mala rastlanmaması nedeniyle haciz yapılamadığı anlaşılmaktadır. Düzenlenen haciz tutanaklarında borçlunun hiçbir yerde taşınır veya taşınmaz başkaca haczi kabil mallarının bulunmadığına ve alacak miktarını karşılamadığına dair kayıt bulunmadığından, bu tutanaklar İİK.nun 105 inci maddesi gereğince geçici aciz belgesi olarak kabul edilemez. O halde mahkemece aciz belgesi ibraz etmesi için davacıya mehil verilmeli ve dava şartının gerçekleşmesi halinde davanın esas yönünden incelenmesine geçilmelidir. Aksi halde dava koşulu gerçekleşmediğinden dava reddedilmelidir.
Kabule göre de;
Tasarrufun iptali davalarında kural olarak, tasarrufun iptal edilebilmesi için borcun doğum tarihinin iptali istenen tasarruftan önce olması gerekir. Borcun doğumundan önce yapılan tasarruflar iptal davasına konu olmaz. Somut olayda takibe konu bonoların tanzim tarihi sırasıyla 22.6.1999, 9.7.1999 ve 6.8.1999'dur. Görünürde borç, bu tarihlerin en eskisi olan 22.6.1999'da doğmuştur. İptali istenen tasarruf ise 15.3.1999'da yapılmıştır. Borcun doğum tarihi tasarruftan sonradır. Davanın bu nedenle reddi gerekirse de; gerçekte borcun bonoların tanzim tarihlerinden önce doğmuş olması ve daha evvel doğan borçlar için sonradan verilmiş bulunması mümkündür. O halde mahkemece; davacıya borcun doğum tarihi açıklattırılmalı, borcun tasarruf tarihinden önce doğduğunun iddia edilmesi halinde bu konudaki taraf delilleri toplanmalı ve sonucuna göre eğer borç tasarruftan sonra doğmuş ise dava tümden reddedilmeli, aksi halde aşağıdaki bende göre işlem yapılmalıdır. Bu yönde bir araştırma yapılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
İİK.nun 282 nci maddesi uyarınca iptal davaları borçlu ve borçluyla hukuki muamelede bulunan kimseler yanında, kötüniyetli üçüncü kişiler aleyhine açılır. Doğrudan doğruya borçludan değil de, borçlunun sattığı şahıstan mal iktisap edenler hakkında iptal kararı verilebilmesi; ancak kötüniyetli olduklarının kanıtlanması halinde mümkündür. Kötüniyetten maksat borçlunun durumunun satın alan tarafından bilinmesi veya bilinebilecek durumda olmasıdır. Kötüniyeti kanıtlama yükümlülüğü ise davacı alacaklıya düşer. Kötüniyetin kanıtlanamaması halinde dava aynı kanunun 283/II.maddesi uyarınca bedele dönüşür. Somut olayda; davalı Ş. D. dava konusu taşınmazı borçludan değil, borçlunun satışta bulunduğu eşi Z. Ö.'dansatın almıştır. Toplanan delillere göre davalı Ş. D.'inkötüniyetli olduğu kanıtlanmış değildir. Davalı borçlu M. Ö.'la davalı Ş. D. arasında yapılmış bir akit bulunmadığından ivazlar arasında pek aşağı fiyat farkı bulunması davalı Ş. yönünden tek başına iptal nedeni olamaz. O halde mahkemece davalı Ş. hakkındaki davanın reddedilmesi ve davalı Z. hakkındaki davanın da İİK.nın 283/II.maddesi uyarınca bedele dönüştürülerek kabulüyle davacı alacağından fazla olmamak üzere elden çıkarıldığı 2.3.2000 tarihindeki değeri olan 22.500.000.000 lira satış bedelinin davalı Z.'dan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yasa maddelerine yanlış anlam verilerek ve delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda (1.) bendde yazılı nedenlerle davalı Z. Ö.'un diğer temyiz itirazlarının reddine, (2.) bend uyarınca hükmün temyiz eden davalılar Z. Ö. ve Ş. D. yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılardan Ş. D. ve Z.Ö.'a geri verilmesine, 21.01.2003 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy