(818 S. K. m. 101) (1136 S. K. m. 168) (1086 S. K. m. 417)
Dava : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle davası kabul edilen alacak, davanın yargılaması sonucu ve bilirkişi incelemesiyle belirlendiğinden, İİK.nun 67. maddesinde öngörülen koşullardan birisi olan alacağın likit olmamasına ve bu nedenle davacı yararına icra inkar tazminatına hükmolunamayacağına; davalının icra takibinden önce Borçlar Yasasının 101. maddesi hükmüne uygun borçlu temerrüdüne düşürülmediğinden, takipten öncesi için temerrüt faizi istenemeyeceğine ve ayrıca sözleşmede vade farkına ilişkin hüküm olmadığı gibi, yanlar arasındaki cari hesap ilişkilerinde eylemli olarak vade farkı uygulaması olduğunun da davacı tarafından kanıtlanamamış olmasına; 23.6.2003 tarih ve 2001/1 esas ve 2003/1 Sayılı YİBK. Gereğince geçerli sözleşme ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklara "bedelin belli bir sürede ödenmemesi halinde vade farkı ödenir" ibaresinin yazılarak karşı tarafa tebliğine karşın TTK.nun 23/2. maddesi uyarınca sekiz gün içinde itiraz edilmesinin ya da farkının davalı yanca kabul edilmiş olduğunu gerektirmemesine göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle sözleşmenin davalı şirket temsilcisi tarafından imzalanmış olmasına, işin eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim alınmış ve sonradan ortaya çıkan eksik ve ayıplı işlere ilişkin tazminat hakkının saklı tutulduğunun davalı vekilince mahkemeye sunulan 27.10.2001 günlü dilekçe ile bildirilmiş olmasına ve bu kapsamda ayrıca dava açma hakkının bulunmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
b-Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve fakat ( 3.834.667.000 ) TL. dava konusu hakkında ise davanın reddine karar verildiği halde, davada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir. Oysa, 29.5.1957 gün ve 4/16 sayılı YİB. Kararı ve HUMK.nun 417 uyarınca davacı red olunan dava konusu miktar üzerinden, 1136 Sayılı Avukatlık Kanununun 168/son maddesi hükmü gereğince karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesine göre hesaplanıp, mahkemece davalı yararına hükmedilmesi gerekirken bu hususta hüküm verilmemiş olması doğru olmamış ve hükmün bu sebeple davalı yararına bozulması gerekirse de; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün, HUMK.nun 438/7. maddesi uygulanarak düzeltilip onanması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda ( 1. ) bentte belirtilen nedenlerle davacının tüm, ( 2.a ) bendinde bildirilen yasal nedenlerle de hüküm fıkrasına 5. madde olarak "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan ( 346.773.360 ) TL. nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınıp, davalıya verilmesine" cümlesinin eklenmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.920.000 lira temyiz ilam harcının davacıdan, bakiye 206.362.000 lira temyiz ilam harcının davalıdan alınmasına, 6.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy