(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 104)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Emir Şahin ile davalı vekili avukat Yavuz Özgediz geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Yanlar arasında işin niteliği ve bedelinin kararlaştırıldığı yazılı bir sözleşme yoktur. Mevcut bilirkişi raporlarına göre iş web sitesinin tasarımı ve bu tasarımın internet ortamında yayınlanması işidir. Yüklenicinin iş bedeline hak kazanması için eserin amacına, fen ve teknik kurallarına uygun meydana getirilmesi ve bu haliyle iş sahibine teslim edilmesi gerekir. Oysa, gerek davalının noter kanalıyla da olsa yaptırdığı tespitte ve gerekse alınan bilirkişi raporlarında, eserde eksiklikler bulunduğu saptanmıştır. Kaldı ki, bu yön 4.3.2000 günlü yanların katıldığı toplantı tutanağında da yazılıdır. Bu haliyle yüklenicinin eser bedelinin tamamına hak kazandığını kabule olanak yoktur. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davalının red etmediği eserdeki eksiklikler gözetilerek iş bedelinin ne olacağının hakkaniyete uygun biçimde bilirkişiden alınacak ek raporla ortaya çıkartmak, gerekli olursa yasanın mahkemeye tanıdığı takdir yetkisini de kullanarak ve işin konusu CD'nin de davalıya teslimi koşuluyla, dava hakkında bu şekilde bir sonuca varmaktan ibarettir.
Kabule göre de, İ.İ.K.nun 67. maddesi uyarınca inkar tazminatına hüküm kurulması borçlunun takibe itirazında haksız olması koşuluna bağlıdır. Somut olayda olduğu gibi, yanlar arasındaki alacak-borç ilişkisi yargılama suretiyle ve özellikle bilirkişi incelemesi yaptırılarak ortaya çıkarılıyorsa borçlunun takibe itirazında haksızlığından söz edilemeyeceği için davacının icra inkar tazminatı isteminin reddi yerine hüküm altına alınması doğru olmamıştır. Diğer yandan, davacı davalıyı 1.3.2001 günlü ihtarıyla direngen duruma düşürmüştür. Temerrüt faizi davacının bu ihtarının davalıya tebliği ve ödeme için tanının süreden icra takip tarihi olan 17.8.2001 tarihine kadar istenebilirse de talep edilebilecek faiz oranının araştırılması ve istenen faiz miktarının doğruluğu denetlenmelidir. Ayrıca, yabancı para alacağına uygulanacak faiz oranı sorulup saptanmadan bu oranın %10 olarak ve takip talepnamesindeki istemin aynen kabulü suretiyle B.K.nun 104/son maddesi hilafına faize faiz yürütülmesi de yanlıştır. Karar tüm bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 275 milyon TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 13.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy