(2004 S. K. m. 277, 278, 282, 283)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm davalı Hamdi vekili tarafından temyiz edilmiş davacı vekili tarafından duruşma istenmiş ise de davacı vekili Av.Rızanur 21.4.2003 tarihli dilekçe ile duruşmadan feragat ettiğini bildirmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddeleri hükümlerine dayalı olarak açılmış olup, tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, borçlu davalı Özkan, davacıya olan borcunu ödememek amacı ile A İlçesi, Kuşçu Mahallesi, Cumhuriyet Meydanında bulunan ve Tapu Sicilinin Ada:164 ve ( 4 ) parsel sayısında kayıtlı ve dükkan nitelikli taşınmazın satış bedelini ödeyip, diğer davalı babası adına kayden satın aldığını ileri sürerek ivazsız bu tasarrufun iptalini istemiştir.
Mahkemece, yukarda belirtilen taşınmazın Hamdi 'ye satışına ilişkin tasarrufun, İİK.nun 278.maddesi gereğince iptaline karar verilmiştir.
Mahkemece verilen hüküm davalılardan Hamdi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İcra ve İflas Kanunun 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bu davalarda amaç, tasarrufa konu mal üzerinde, alacaklının icra takip konusu alacağının cebri icra yoluyla tahsilini sağlamaktır. Davacı, tasarrufun iptali davası sabit olduğu takdirde, bu dava konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve davanın konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki tapu kaydının düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir. ( İİK.md.283/I ).
İİK.nun 282.maddesi gereğince, tasarrufun iptali davaları, borçlu ve borçlu ile doğrudan yahut dolaylı olarak hukuksal işlemde bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan ve bundan başka kötüniyetli üçüncü şahıslar ve bunların mirasçıları aleyhine açılır ve bu kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Bu yasal nedenle de, öncelikle, borçlunun doğrudan yahut dolaylı olarak yaptığı bir tasarrufunun bulunması gerekir. Davalı Hamdi yapılan taşınmaz satışı niteliğindeki sözleşmenin yani tasarrufun taraflarından birisi borçlu Özkan değildir. Ayrıca, Hamdi'ye yapılan satışın bedelinin borçlu Özkan tarafından ödendiği ve böylece tasarrufun dolaylı tarafı olduğu, davacı tarafça da yasal delillerle kanıtlanmamıştır. Oysa, dava dosyası kapsamında borçlunun bağış olarak babası Hamdi yararına satış bedeli ödediğini ve tapuda onun adına ferağ verilmesini istediğini kanıtlar nitelikte ve yeterlikte yasal delil yoktur. Bu yasal nedenler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle, davalı Hamdi nin temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı Hamd' yei geri verilmesine, 9.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy