(818 S. K. m. 101, 158/son) (1086 S. K. m. 276/3)
Dava : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık; akdin davalı yanca feshedilmesi üzerine, yüklenicinin yaptığı iş bedelinin, kar kaybının ve hak ediş ödemelerinin gecikmesi sebebiyle doğan gecikme zammının tahsili isteminden kaynaklanmıştır. Dairemizin bozma ilamından sonra dava, açılan diğer davalarla birleştirilmiş ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak akdin feshinde davalı kusurlu bulunarak alacağın tahsiline karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle dosyada mevcut delil tespit raporlarına, sözleşme ve eklerinde aylık belli miktarlarda iş yapılacağına dair bir hüküm bulunmamasına göre akdin feshinde davalının kusurlu olduğuna dair mahkeme kararında bir isabetsizlik görülmemiş, sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Mahkemece beş kişiden oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporla sonuca varılmıştır. Oysa HUMK.nun 276/3 maddesi uyarınca üçten ziyade bilirkişi seçimi caiz değildir. Hal böyle iken ve bilirkişilerden birisi hakkında icra takibinin varlığı ve açılmış ceza davası da bulunduğu halde mahkemece ilk raporu veren bilirkişiler dışında yeni bir heyetten alınacak raporla sonuca varılması yerine, yasaya aykırı olarak oluşturulan heyetten alınan raporla hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; usulüne uygun oluşturulacak yeni bir heyetten rapor alınması, kar kaybının hesabında 14.6.1993 tarihli sözleşmenin 20/3. maddesinde belirtildiği üzere; "kooperatifin taahhüdünden vazgeçmesi halinde keşif bedelinin %10'unun cezai şart olarak ödeneceğine dair hükmün" BK.nun 158/son maddesindeki dönme cezası olarak kararlaştırıldığı kabul edilerek keşif bedelinin %10'u olan 3 milyar lira kar kaybından, davadaki talep gözetilerek 2 milyar lirasının 24.12.1998 temerrüt tarihinden 1.1.2000'e kadar reeskont, bu tarihten sonra 3095 Sayılı Kanunun 4489 Sayılı Kanunla değişik 2/2 maddesinde belirtilen avans faizi oranındaki faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi, dönme cezası üzerinde talep olunan kar kaybına ilişkin talebin reddi, yine sözleşmelerde hak ediş ödemelerinde gecikme halinde %10 ve %15 olarak kararlaştırılan hükmün gecikme faizi olarak düzenlendiği göz önünde bulundurulup BK.101. maddesi uyarınca sözleşmedeki bu hüküm kesin bir vadeyi içermediğinden 2001/754 sayılı davada bu hükme dayanılarak talep olunan alacağın, davalının temerrüde düşürüldüğü 24.12.1998 tarihi esas alınarak hesaplanması, bu alacakla ilgili olarak daha önce yapılan icra takiplerinde talep olunan faiz alacağı dikkate alınarak mükerrer ödemeye sebebiyet verilmeyecek şekilde bir sonuca varmaktan ibarettir.
KDV ödemelerine ilişkin uyuşmazlığa gelince; imzalanan her üç sözleşmede KDV konusu 3095 Sayılı Yasaya atıf yapılarak düzenlenmiştir. Yapılan bu inşaat nedeniyle KDV alınması gerekiyorsa belirlenerek alacağa katılması, KDV ödenmesi gerekmiyorsa ve daha önce ödenen KDV'lerin vergi dairesinden geri alınması mümkün ise bu hususlar dikkate alınarak KDV talebi değerlendirilmelidir.
Yapılan inceleme hüküm tesisine elverişli değildir. Bu nedenle mahkemece yeniden oluşturulacak bilirkişilerden açıklanan doğrultuda rapor alınıp, kesin hesabın çıkartılması ve sonucuna göre açılan davaların karara bağlanması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1. ) bendde yazılı sebeplerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2. ) bend uyarınca hükmün temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 13.5.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy