(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 101, 104) (1086 S. K. m. 288, 292)
Dava ve Karar: Yukarıda gün ve numarası yazılı hükmün temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, İİK. nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İcra takibine 21.6.2001 gün 753554 ve 26.6.2001 gün ve 753581 numaralı faturalar dayanak alınmıştır. Davacı davalının bozuk olan aracının tamir işini aralarında yapılan sözlü sözleşme gereğince yaptığını ileri sürmüş ve fakat davalı davacıya uyuşmazlık konusu yapılan tamir işini yaptırmadığını ve iki adet aracını önceden yaptırdığı onarım nedeniyle iş bedelini Karacabey Şekerbank Şubesi muhataplı ve 18.7.2001 keşide günlü 5916489 seri no.lu 226 milyon TL. tutarlı ve yine 18.8.2001 keşide günlü ve 5916490 seri no.lu 200 milyon TL. tutarlı 2 adet çekle ödediğini savunmuştur. Davacı taraf, davalının belirtilen bu ödemesini kabul ettiği durumda ödemenin başkaca yapılan ayrı bir onarım işi bedeli olduğunu ileri sürmekle davalının bu yöndeki savunmasını doğrulamış bulunmaktadır.
Uyuşmazlık konusu yapılan işin davacı tarafça yapılmış olduğunun, başka bir anlatımla yanlar arasında eser niteliğindeki hukuksal temel ilişkinin varlığını, HUMK. 288 ve izleyen maddeleri hükümleri uyarınca kanuni ve yazılı delillerle davacı yanın kanıtlaması gerekmektedir. Davalı tarafın açık onayı olmadığından ve ayrıca yazılı delil başlangıcına da dayanılmadığından HUMK. nun 292. maddesi hükmü uyarınca yanlar arasındaki temel ilişkinin varlığı tanık beyanına dayanılarak kanıtlanamaz. Ne var ki davacı taraf dava dilekçesinde her türlü kanuni deliller kapsamında yemin deliline dayanmış olduğundan yanlar arasındaki hukuksal temel ilişkinin, başka bir anlatımla eser sözleşmesinin yapılıp yapılmadığı husususun kanıtlanabilmesi için davalıya yemin önerme hakkı bulunduğunun mahkemece, davacı tarafa hatırlatılması ile sonucuna göre hüküm vermek gerekirken, tanık anlatımlarına dayanılarak davacı tarafça ileri sürülen hukuksal temel ilişkinin varlığı kabul edilip yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
Kabule göre de, takibe dayanak alınan faturalar Borçlar Kanununun 101. maddesi gereğince borçluyu temerrüde düşürecek nitelikte bir ihtar olmadığı halde, fatura tarihlerinden itibaren hesaplanan temerrüt faizinin kabulüne ve ayrıca Borçlar Kanununun 104. maddesi hükmüne aykırı olarak temerrüt faizine faiz uygulaması sonucunu doğurur biçimde itirazın iptal edilmesine karar verilmiş olması da yanlış olup, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın, yukarda açıklanan nedenlerle, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istem halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 06.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy