(2004 S. K. m. 277, 282, 283)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı hükmün temyizen incelenmesi davalı Bekir Karagöz vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1 - Dava İİK. nun 277 vd. maddeleri hükümlerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Keşidecisi davalılardan Gürsel Atalay keşide tarihi 15.01.1998 vadesi 15.05.1998 olan 630.000.000 TL tutarlı bono dayanak alınarak Eskişehir 2.İcra Müdürlüğünün 2000/9066 E. s. takip dosyası üzerinden; keşidecisi Gürsel Atalay, keşide tarihi 24.10.1999, vadesi 15.8.2000 tarihi olan 1.750.000.000 TL tutarlı bono dayanak alınarak aynı yer İcra Müdürlüğü'nün 2000/9067 E. s. takip dosyası üzerinden ve keşidecisi Gürsel Atalay, vadesi 15.4.2000 tarihi olan, 24.10.1999 keşide günlü ve 1 milyar TL tutarlı bono dayanak alınarak aynı yer İcra Müdürlüğü'nün 2000/9068 E. s. dosyası üzerinden bonoların lehdarı Bekir Çınar tarafından keşideci borçlu davalı Gürsel Atalay hakkında kambiyo senetlerine özgü takip yoluyla icra takipleri başlatılmış ve fakat icra takip alacaklısı tarafından Eskişehir 3. Noterliğince imzaları onanan temlik senedi başlıklı ve 29.5.2001 tarihli alacağın temliki sözleşmesi yapılarak BK. 162. maddesi hükmü uyarınca davacı Nazmi Sezgin'e temlik edilmiştir.
İİK. nun 282. maddesi gereğince tasarrufun iptali davaları, borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Bundan başka kötüniyetli üçüncü şahıslar aleyhine de tasarrufun iptali davası açılabilir.
İİK. nun 283. maddesi hükmü uyarınca da davacı, tasarrufun iptali davasının sabit olması halinde, bu davaya konu teşkil eden mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını almak yetkisini elde eder ve davanın konusu taşınmaz mal ise davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan bu taşınmaz malın haciz ve satışını isteyebilir.
İlke olarak tasarrufun iptal edilebilmesi tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olmasına bağlıdır. Çünkü asıl olan borçlanmanın doğduğu tarihte alacaklının borçlunun mali durumunu bilmesidir. Somut olayda Eskişehir 2.İcra Müdürlüğü'nün 2000/9067 ve s.215.H.D. 2000/9068 takip s. dosyaları üzerinden başlatılan icra takiplerine dayanak alınan bonoların keşide tarihleri 24.10.1999 olmasına karşın, borçlu Gürsel tarafından tasarrufa konu 31 parsel s. taşınmaz 8.7.1999 gününde satış yoluyla davalı Bekir Karagöz'e temlik olunmuştur. Buna göre uyuşmazlık konusu tasarrufun tarihi belirtilen bonolara dayalı borcun doğum gününden öncedir. Bu bonoların tasarruf gününden önceki gerçekleşen borç doğurucu temel ilişki nedeniyle düzenlenmiş olduğu davacı tarafça kanıtlanmamıştır. Saptanan durum bu olunca da belirtilen icra takiplerine dayalı olarak açılan davanın reddi gerekir.
Davalı Bekir, icra takip alacaklısı ile borçlu Gürsel'in danışıklı olarak icra takip konusu alacakları yarattıklarını bu danışıklı işlemlerdeki amacın kendisine satışı yapılan taşınmazın geri alınmasının ve kendisinin zararlandırılmasının amaçlandığını savunmasına karşın, davacı tarafından sunulan borçlu Gürsel Atalay tarafından düzenlendiği bildirilen tarihsiz "Beyanımdır" başlıklı belgede mahkemece davalının savunması kapsamında değerlendirilmemiştir. Borçlu ile doğrudan yada dolaylı olarak tasarrufta bulunan 3.şahıs, borçlunun, kendisini zararlandırmak amacıyla alacaklıyla danışıklı borçlandırıcı işlem yaptığını, hukuksal yararı bulunduğundan savunma olarak ileri sürebilir.
2- Kabule göre de;
Temlike konu taşınmazın tasarruf tarihi olan 8.7.1999 tarihi itibariyle 3.711.648.000 TL değerinde olduğu, bilirkişi aracılığıyla yapılan inceleme sonucu tespit olunmuştur. 2000/9066 E. s. icra dosyasında takip konusu yapılan alacak miktarı, aciz belgesine göre daha az ve 1.986.600.000 TL tutarındadır. Buna göre, aciz belgesinde yazılı alacak tutarı üzerinden nisbi karar ve ilam harcı ile davacı yararına takdiri gereken nisbi vekalet ücretinin hesaplanıp davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, alacağın temlikine ait sözleşmede yazılı miktar üzerinden harcın hesaplanması ve davacı yararına vekalet ücreti takdiri de yanlış olmuştur.
Yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı Bekir yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istem halinde temyiz eden davalı Bekir Karagöz'e geri verilmesine, 30.06.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy