(743 S.K. m. 634) (4721 S.K. m. 706) (818 S.K. m.213, 355)
Dava: Hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kâğıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, iade-i muhakeme yoluyla eski mahkeme ilamının iptali ve davalıların müdahalelerinin men'i istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda, HUMK. 445/10 m. gereğince iade-i muhakeme şartlarının oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm süresinde davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili 3.5.2002 tarihli dava dilekçesinde, davacıların murisi Emine ile davalılar arasında noterde Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi düzenlendiğini, ancak davalıların sözleşme hükümlerine uymamaları nedeniyle muris tarafından açılan Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1996/331 E. - 1997/83 K. sayılı davada müdahalelerinin men'inin talep edildiğini, ancak mahkemece "Taratlar arasında davacıya ait arsaya inşaat yapılması hususunda anlaşma bulıınduğu" gerekçesiyle davanın reddedildiğini ve temyiz edilmeksizin kesinleştiğini, hal böyleyken davalıların tutumunu sürdürmeleri nedeniyle, murisin ölümüyle bu kez davacı mirasçılar tarafından, sözleşmeye dayanılarak, Edirne l. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2001/590-628 sayılı dosyasında "davalılar namına ifaya izin verilmesi ve inşaatın bu şekilde tamamlanması" talebinde bulunulduğunu, yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüyle tazminata hükmedildiğini, kararın taraflarca temyizi üzerine bu kez Yüksek Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 20.6.2001 gün ve 2001/1358-3356 E. K. sayılı ilamıyla "taraflar arasındaki sözleşmenin geçersizliği saptanarak davanın reddine karar verilmesi" gerektiğinin belirtildiğini ve bu gerekçeyle bozmadan sonra davanın reddedilerek bu kararın da kesinleştiğini, böylece tarafları aynı olan bir dava hakkında sadır olan ilama mugayir yeni bir ilamın ortaya çıktığını, bunun da HUMK. 445/10. maddesi gereğince yargılamanın yenilenmesi sebebi olduğunu beyanla, yargılamanın yenilenerek davalılar hakkında el atmanın önlenmesini talep etmiştir.
HUMK. 445/10. maddesinde "İki tarafı ve sebebi müddehit bir dava hakkında sadır olan bir ilama mugayir yeni bir ilam suduruna sebep olabilecek bir madde yokken yine o mahkemece veya diğer bir mahkeme tarafından evvelki ilamın hükmü hi lafında bir hüküm ve karar verilmiş olup da her iki ilamın da katiyet kespetmesi" yargılamanın iadesi sebepleri arasında sayılmıştır. Bu maddeye göre yargılamanın yenilenmesinin talep edilebilmesi için tarafları, dava sebebi ( vakıaları ) ve yazılı olmasa da doktrinde de kabul edildiği üzere. konusu aynı olan iki ayrı dava olması, ilk davada verilen hükme aykırı olarak yeni bir hüküm verilmesine sebep olabilecek bir kanuni dayanak yokken önceki karara aykırı bir hüküm verilmesi ve her iki hükmün de kesinleşmiş olması gerekir. Bu maddenin konuluş amacı kesinleşen hükümler nedeniyle taraflar yararına kazanılmış hakkın korunmasıdır.
Somut olayda ilk bakışta HUMK.'nun 445/10. maddesi gereğince yargılamanın iadesi sebepleri varmış gibi görünse de, her iki dava dosyası ve hükümlerin incelenmesinde, tarafları ve vakıaları aynı olsa ve aynı sözleşmeden kaynaklansa dahi dava konularının farklı olduğu, her iki davanın da redle sonuçlandığı böylelikle davacılar lehi ne hükümle birlikte kesinleşmiş bir kazanılmış hakkın doğmadığı, bozma ilamıyla birlikte aslında hükümlerin değil, karar gerekçelerinin çeliştiği, bu sebeple dava konusu olayda HUMK.'nun 445/10. maddesine dayalı yargılamanın iadesi koşullarının oluşmadığı sabit olup mahkemenin bu konudaki kabulünde bir isabetsizlik yoktur.
Ancak davacılar vekili, iade-i muhakemenin yanısıra davalıların haksız müdahalelerinin men'ine de karar verilmesini talep etmiştir. Dairemiz'in 20.6.2001 gün ve 2001/1358-3356 E. K. sayılı ilamında kural olarak "Muris Emine ile davalılar arasında düzenlenen sözleşmenin adi yazılı olduğu, düzenleme şeklinde noterde yapılmadığından geçersiz olup, taraflar yararına hak sağlamayacağı ve nama ifa talebinde bulunulamayacağı ve davanın reddi gerekirken kabulünün doğru olmadığı" belirtilmiştir. Gerçekten de tapuda pay devri taahhüdünü içerdiği için arsa payı karşılığında yapılacak inşaat sözleşmelerinin geçerli olabilmeleri MK.'nun 706 ( eski M.K. 634 ), B.K. 213, T.K. 26 ve NK.'nun 60. maddeleri uyarınca resmi şekilde yapılmış olmalarına bağlıdır. Bu şekle uyulmadan imzalanan sözleşmelerin geçerlilik kazanması için sonradan ya tapuda pay devrinin yapılmış olması, ya da ifanın tamamlanmış olması gerekir. Elde mevcut davada sonradan değişen duruma göre davalılar tarafından, söşleşme konusu inşaatın tamamlanıp, teslime hazır oldukları ve ifa ile sözleşmenin gerçeklilik kazandığı savunmasında bulunulmuş, ancak mahkemece bu hususta bir araştırma yapılmamıştır.
Şu halde mahkemece davacıların; aynı zamanda el atmanın önlenmesi talebinde bulundukları ve davalıların da ifa ile birlikte sözleşmenin geçerlilik kazandığı yolundaki savunmaları nazara alınarak, mahallinde keşif yapılmak suretiyle sözleşme konusu inşaatın sözleşme hükümlerine uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığı, böylelikle davalıların edimlerini yerine getirmiş olduklarının tespiti halinde artık şekil şartına riayet edilmediğine dayanılarak sözleşmenin geçersizliğinin ileri sürülmesinin MK. m.2'ye aykırı olacağı ve bu nedenle davalıların haksız müdahalelerinden bahsedilemeyeceği gözetilerek davanın yine değişik bu gerekçeyle reddedilmesi, inşaatın tamamlanmamış ve edimlerin yerine getirilmemiş olması halinde ise davalılar bu korunmadan yaralanamayacakları ve dairemizce de aktin geçersizliğinin kural olarak saptandığı nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davanın mahiyetinde ve netice-i talepte yanılgıya düşülerek, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 17.3.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy