(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 292) (6762 S. K. m. 592, 644, 661, 688, 690) (818 S. K. m. 101)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı hükmün temyizen incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- a) Dava, İcra ve İflas Yasasının 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Gaziosmanpaşa 1.İcra Müdürlüğünün 2000/187 takip s. dosyası üzerinden, davacı takip alacaklısı tarafından davalılar hakkında başlatılan ilamsız icra takibine dayanak alınan 10.11.1995 keşide günlü ve Nurettin Yıldız tarafından keşide edilen (10.000.000.000) TL tutarlı belge, TTK. nun 688. maddesinde ön görülen zorunlu unsurları içerdiğinden hukuksal niteliğince bono sayılır ise de, aynı Kanunun 661. maddesi uyarınca zamanaşımına uğramış olduğundan, hamili, borçlulara karşı bu bonoya dayalı başvuru hakkını yitirmiştir. Ancak, icra takibine dayanak alınan bu belgeyi, davalıların miras bırakanı Nurettin Yıldız'ın keşideci sıfatıyla imzaladığı hususunda yanlar arasında uyuşmazlık yoktur. Zamanaşımına uğramış bonodaki keşideci imzası inkar edilmediğine göre, bu belge, HUMK. nun 292. maddesi hükmü uyarınca ve hukuksal niteliğince bir delil başlangıcı sayılır. Ne var ki, bu belgenin kapsamına göre, davacı lehtar olmayıp, lehtar Ali Yavuz tarafından kendisine beyaz ciro ile temlik yapılmıştır. O halde, TTK. nun 690. maddesinde aynı Kanunun 644. maddesine yollama yapılmadığından, bu madde hükmünde düzenlenen haksız iktisap kurallarına dayanarak da davacı davalılara başvuramaz.
Zamanaşımına uğramış olması nedeniyle senet borçlularına karşı başvuru hakkını kaybeden senet alacaklısı borçlu ile arasındaki hukuksal temel ilişkiye dayalı olarak borçlu hakkında icra takibinde bulunabileceği gibi, dava da açabilir. Bu hakkın kullanılmasını engelleyen bir kanun kuralı yoktur. T.T.Kanununun 690. maddesinin yollamasıyla bonolarda da uygulanması gereken aynı Kanunun 592. maddesine göre; tarafların anlaşmaları sonucu bononun lehtar hanesi açık bırakılarak bir başkasına teslimi mümkün olduğu gibi, keşidecinin bilinçli olarak senedi doldurma yetkisini sair bir şahsa bıraktığı bu durumda senedi alan kişi lehtar hanesine kendisini veya bir başkasını yazabilir. Senedin keşidecisi Nurettin Yıldız, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 06.03.1996 günlü dilekçesinde de; aynı Başsavcılığın 1996/2172 Hazırlık S. soruşturması sırasında verdiği 14.3.1996 tarihli ifadesinde de, icra takibine dayanak alınan bononun, davacı Mehmet Akif Sancak(Dedeoğlu) tarafından kendisine anahtar teslimi bir ev yapmış olması nedeniyle iş bedeline mahsuben vermeyi yükümlendiği (1350) m2 yüzölçümündeki taşınmazı haricen senet lehtarı Ali Yavuz'a satmış olan Mehmet Akif Sancak'ın istemi ve taşınmazı kayden onlara temlik edememesi sonucu düzenlendiğini bildirmiştir. Bononun, iradesini sakatlayan nedenlerle keşide olunduğunu ileri sürerek şikayette bulunan Nurettin Yıldız'ın şikayeti soruşturulmuş ve Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca 1996/3111 s. kamu davası açılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Davalıların miras bırakanı Nurettin'in özetle açıklanan bu bildirimleri, Mahkeme dışı ikrar sayılır. Dava ve takibe dayanak alınan senedin, düzenlenmesi sebebini, keşidecisi, belirtilen harici ikrarında bildirmiştir. Kaldı ki, yanlar arasında kurulan hukuksal temel ilişkinin sözlü yapılan bir eser sözleşmesi olduğu hususunda uyuşmazlık da yoktur. O halde, HUMK. nun 292. maddesi hükmü uyarınca, delil başlangıcı sayılan ve icra takibine dayanak alınan senedin, başka bir delillerle doğrulanmadıkça delil niteliğinde kabul edilemeyeceğinin mahkemece gözetilmesi ve bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi yapılarak varılacak sonucuna göre hüküm verilmesi gerekir. Bu nedenlerle, zamanaşımına uğramış olan bononun, borç doğuran bir adi senet olarak kabulü ile mahkemece borçlu itirazının iptal edilmesine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
b) Türk Ticaret Yasasının 637/2. maddesi uyarınca, kambiyo senedi sayılabilecek bonodaki vadenin gelmesinden itibaren temerrüt faizi istenebilirse de; yukarıda açıklandığı üzere somut olayda bono zamanaşımına uğramış olduğundan ve bonodan kaynaklanan başvuru haklarının kullanılmasına olanak bulunmadığından; temerrüt faizi isteminin Borçlar Kanununun 101. maddesi hükmüne göre değerlendirilmesi gerekir. Anılan Kanun hükmü gereğince, borçludan temerrüt faizi istenebilmesi için, alacağın istenebilir olması yeterli olmayıp; borcun ödeneceği gün, alacaklı ve borçlu tarafından oybirliğiyle belirlenmemiş veya saklı tutulan bir hakka dayanılarak, iki taraftan birince yöntemine göre bir uyarımda bulunma yoluyla saptanması kararlaştırılmamış ise borçlunun alacaklının ihtarı ile borçlu temerrüdüne düşürülmesi gerekir. Dava dosyası kapsamına göre Borçlar Yasasının 101. maddesinde ön görülen koşulların, icra takip tarihi itibariyle oluşabileceği dikkate alınmadan, nasıl hesaplandığı da belirli olmayan takip konusu işlemiş faizin tahsilini de sağlar şekilde, mahkemece itirazın iptal edilmesine karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, takip konusu asıl alacağı uygulanması gereken temerrüt faizi oranı saptanmadan ve takip talepnamesinde gösterilen %84 oranını aşmamak koşulu ile değişen oranlara göre uygulanması gerektiği de açıklanmadan yazılı biçimde hüküm kurulması da yanlış olup, hükmün bozulmasını gerektirir.
c) Somut olayda, icra takip konusu alacağın istenebilir olup olmadığı ve tutarının belirlenmesi, mahkemece yapılacak yargılamayı gerektirdiği ve bu sebeple alacak likit yani borçlu tarafından belirlenebilir olmadığı halde, İcra ve İflas Kanununun 67. maddesine aykırı olarak, mahkemece davacı yararına takip konusu alacağın %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru olmamış ve hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Sonuç; Yukarda 1. bentte belirtilen nedenlerle, davalıların diğer temyiz itirazlarının reddine; 2-a, b, c bendinde açıklanan sebeplerle, temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istem halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 29.12.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy