(818 S. K. m. 32, 38, 413, 415, 449, 453)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların çiftliklerinin yöneticisi olan Ö ile davacı arasında yapılan 15.5.1997 günlü sözleşme uyarınca; A-C Camuzağılı Köyü, Kucurluoğlu Mevkiinde bulunan 556, 471, 561, 557, 554, 560 ve 479 parsel sayılı taşınmazlarına açık direnaj kanalı yapılıp 28.6.1997 tarihinde teslim olunmasına karşın, iş bedelinin tamamen ödenmediğini ileri sürerek; ( 3.394.694.182 ) TL bakiye iş bedeli ve ( 33.098.268.274 ) TL ceza koşulunun ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinin Ö'na, davacı ile davaya dayanak alınan sözleşmeyi yapması için yetki ve yetkisiz bu temsilci tarafından yapılan sözleşmeye de onay vermediklerini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine hüküm verilmiştir. Hüküm, davacı vekilince temyiz olunmuştur.
Borçlar Yasasının 32/1.maddesi hükmü gereğince; yetkili temsilcisi tarafından bir kimse adına yapılan sözleşmenin alacak ve borçları o kimseye geçerse de; Ö davalılar tarafından davaya dayanak alınan sözleşmenin yapılmasında yetkilendirildiği; yahut Borçlar Yasasının 449.maddesi uyarınca onların ticari temsilcisi veya aynı Kanunun 453.maddesi gereğince ticari vekili olduğu ve bu yasal nedenlerle onları temsile yetkisinin bulunduğu davacı tarafından, yasal delillerle kanıtlanmadığı gibi onaylarının bulunduğu ve dolayısıyla B.K.m.415'nci maddesinin uygulanmasıyla vekillik kurallarının uygulanması gerektiği de kanıtlanmamıştır.
Yanlar arasında sözleşme yapılmaksızın, yapılan iş ve yapan kişi yönünden uyuşmazlık bulunmayan hallerde, Borçlar Kanununun 413.maddesi hükmüne göre vekaletsiz iş görme kuralları uygulanır ve işin yapıldığı tarihdeki piyasa rayiç bedellerine göre iş bedeli saptanır. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca da; Mahkemece yapılacak iş davalıların yararlanabileceği işi yapmış olmasının, Borçlar Kanunun 413.maddesi hükmü doğrultusunda davacının istemde bulunmasını haklı kılacağı hususu ile her bir davalının arazisine yapılan imalatta sorumluluklarının pay miktarına göre olacağı gözetilerek; uzman bilirkişiler aracılığıyla taşınmazlar üzerinde keşif yapılmak suretiyle, iş bedelinin Borçlar Kanununun 413.maddesi doğrultusunda işlerin yapıldığı tarihteki piyasa rayiç bedellerine göre saptanması ve davaya dayanak alınan sözleşme yanlar arasında geçersiz sayılarak varılacak sonuca göre hüküm vermekten ibaret olmalıdır. Belirtilen hukuksal nedenler gözetilmeden, davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 3.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy