(818 S. K. m. 355) (1086 S. K. m. 284)
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, eksik iş, kira ve yıkım bedellerinin tahsili istemiyle açılmış, mahkemece kira ve yıkım bedelleri yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Taraflar arasındaki 7.10.1997 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre, binanın bir bodrum, bir zemin ve altı normal katlı, 24 bağımsız bölümlü olarak yapılması kararlaştırılmış, yüklenici tarafından bir bodrum, bir zemin ve sekiz normal katlı olarak yapılmıştır. Dosyadaki 18.9.2001 tarihli Belediye İmar Müdürlüğü yazısından ise bu yerde imara göre bitişik üç katlı inşaat yapmanın mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporlarında binanın büyük olarak yapıldığı, imar durumuna uygun hale getirilmesi için tamamen yıkıldıktan sonra yeniden inşa edilmesinin gerekli olduğu açıklanmıştır. Fesih söz konusu olmadığından, taraflar arasındaki sözleşme halen geçerliliğini korumaktadır. Bu nedenle davacıların gecikme nedeniyle kira bedeli isteme hakları mevcuttur. Ancak kira bedeli belirlenirken, imar durumuna uygun yapılabilecek bir binanın esas alınması, sözleşmedeki %30 davacılar payının dikkate alınması, buna göre davacılara düşen bağımsız bölüm sayısının belirlenmesi ve kira bedelinin bu şekilde davacılara düşen bağımsız bölüm sayısına göre hesaplanması gerekir. Bilirkişilerin sözleşmedeki paylaşımı esas alarak davacılara ait üçer bağımsız bölüm yönünden kira bedeli hesaplamaları ve mahkemece de bu şekilde kira bedelinin karar altına alınması doğru olmamıştır. Yapılacak iş, yukarıda belirtilen şekilde bilirkişilerden ek rapor alınarak, bulunacak kira bedelinin karar altına alınmasından ibarettir.
3- Binanın zeminde büyük yapıldığı, imara aykırı olduğu, tamamen yıkılmasının gerekli olduğu bilirkişiler tarafından belirlenmiştir. Mahkemece yıkım kararı verilmiş, ancak yıkım kararının binanın tamamı için mi, yoksa bir bölümü için mi verildiği açık şekilde karara yazılmamıştır. Bu durum kararın infazı aşamasında sıkıntı yaratabileceğinden, imara aykırılığın gideriliş biçimi ve yıkımın kapsamı kararda açık şekilde yazılmalıdır. İnfazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
4- Dava dilekçesinde yıkım masraflarının davalıya yükletilmesi istenmiş, miktar belirtilmemiştir. Davacılar vekili 17.12.2002 tarihli ıslah dilekçesi ile harcını da yatırmak suretiyle yıkım bedeli olarak, fazla hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000.000.000 lira istemde bulunmuştur. Bu istem kabul edilmiş, kabul edilen miktara dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Daha önce davacı tarafça davalı temerrüde düşürülmediğinden, karar altına alınan yıkım bedeline ıslah dilekçesinin verildiği ve harcın yatırıldığı 17.12.2002 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi yerine dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsil kararı verilmesi de hatalı olmuştur.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte yazılı nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci, üçüncü, dördüncü bentler uyarınca kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 12.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy