(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 101) (3095 S. K. m. 2)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkik taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya tekrar gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İİK.nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; icra takibine borçlu davalının yaptığı itirazlarının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne ve (1.078.165.671.294) TL. üzerinden borçlu davalının itirazlarının iptaline, (702.285.548.413) TL. asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi uygulanarak talepnamedeki diğer koşullarla takibin devamına; davacı yararına (431.266.268.685) TL. %40 oranına göre hesaplanan icra inkar tazminatına hükmolunmasına ve fazla istemin reddine hüküm verilmiştir.
Mahkeme hükmü davanın taraflarınca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki (2.) bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Borçlar Yasasının 101. maddesinin birinci bendi gereğince; istenebilir bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla direngen olur. Buna göre, ödeme istemli ihtarın tebliğinden; ödeme için belli bir süre verilmiş ise ihtarın tebliği tarihine verilen sürenin eklenmesiyle belirlenecek tarihten, bu nitelikte bir temerrüt ihtarı yoksa itirazın iptali davalarında icra takip tarihinden diğer alacağın ödetilmesi davalarında ise dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilebilir. Anılan yasa hükmünün 2. bendi uyarınca da; borcun ödeneceği gün, alacaklı veya borçlu tarafından oybirliğiyle belirlenmiş veya saklı tutulan bir hakka dayanılarak, iki taraftan birince yöntemine göre bir uyarımda bulunma yoluyla saptanmış ise, borçlu, sadece bu günün dolmasıyla direngen olur.
Dava ve icra takibine dayanak alınan ve kapsamının doğruluğunda yanlar arasında uyuşmazlık bulunmayan 11.6.1996 günlü sözleşmenin akdi temerrüt faizini düzenleyen 23. maddesi hükmünde, Borçlar Yasasının 101/2. maddesinde öngörülen nitelikte, borcun ödenmesine ilişkin belirlenmiş kesin bir vade yoktur. İcra takip tarihinden önce de, alacaklı davacı tarafından, borçlu davalı temerrüde düşürülmediğinden ve BK.nun 101/1. maddesi gereğince İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 99/13749 takip sayılı dosyası üzerinden başlatılan takip tarihinden itibaren borçlu temerrüdü gerçekleştiğinden; takip konusu işlemiş temerrüt faizi hakkındaki davanın reddi yerine, yazılı şekilde kısmen kabulüyle itirazın iptaline karar verilmesi doğru değildir.
İİK.nun 67/2. maddesi gereğince icra takip alacaklısı davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için; alacaklının, itirazın kaldırılması amacıyla İcra Tetkik Merciine başvurmadan borçlu itirazının kendisine tebliğinden itibaren hak düşürücü nitelikteki bir yıllık süresi içinde açmış olduğu itirazın iptali davasında istemde bulunması ve itirazın haksızlığına mahkemece karar verilmesi ve takip konusu alacağın borçlu tarafından belirlenebilir yani likid olması koşullarının gerçekleşmesi zorunludur. Somut olayda belirtilen bu yasal koşullar gerçekleşmemiştir. Çünkü, davacı alacağının istenebilir tutarı, bilirkişi incelemesi sonucu belirlenebildiğinden, likid alacak olarak kabul edilemez. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca da, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan bu sebeplerle hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacının temyizine gelince;
3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 2. maddesi gereğince, sözleşmenin taraflarınca akdi temerrüt faizi kararlaştırılabilir. Yanlar arasındaki sözleşmenin 23. maddesinde akdi temerrüt faizi düzenlenmiştir. Takip alacaklısı davacı da, icra takibinde asıl alacak için sözleşme ile kararlaştırılan akdi temerrüt faizi istemiştir. Mahkeme bu istem doğrultusunda işlemiş temerrüt faizi tutarını belirleyip hükmettiği halde, asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont oranında temerrüt faizi uygulanmasına karar vermiş ve çelişkiye düşmüştür. Mahkemece yapılacak iş, yanlar arasındaki sözleşmenin 23. maddesi gereğince, davası kabul edilen asıl alacağa, icra takip tarihinden itibaren, istemde aşılmadan akdi temerrüt faizi uygulamak olmalıdır. Asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanması doğru olmadığından hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda (1.) bentte belirtilen nedenle davalının sair temyiz itirazlarının reddine; temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün (2.) bentte açıklanan sebeplerle davalı yararına, (3.) bentte belirtilen nedenlerle de davacı yararına bozulmasına, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 30.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy