(2004 S. K. m. 277, 278, 279, 280, 284)
Dava : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddeleri hükümlerine dayalı olarak açılmış olup; borçlu davalı adına tapuya kayıtlı ve İ A F Köyaltı Mevkiinde bulunan pafta no:7 ve 6223 parsel sayılı taşınmazın tamamının diğer davalı T Ş kayden satımına ilişkin 17.3.1998 günlü ve davalılar arasında yapılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Tasarrufun iptali davalarında amaç, tasarrufa konu mal üzerinde alacaklının icra takibi konusu alacağının cebri icra yoluyla tahsilini sağlamaktır. Bu davaları, icra takibi sonucu alacağının varlığı kesinleşen ve elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklı açabilir ( İ.İ.K.md.277 ). İptal davaları, İ.İ.K.nun 282.maddesi gereğince, borçlu ve borçlu ile doğrudan veya dolaylı olarak tasarrufta bulunan ve ayrıca iktisabında kötüniyetli bulunan kişiler ile gerçek kişilerin mirasçıları hakkında açılması zorunludur ve bu davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır.
Borçlunun iflastan önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup halinde ve İ.İ.K.nun 278, 279 ve 280'nci maddeleri hükümlerinde düzenlenmiş ve fakat iptal edilebilecek tasarruflar sınırlı olarak sayılmamıştır. İcra İflas Kanunu, iptale tabi tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır ( İ.İ.K.md.281 ).
Tasarrufların iptaline mahkemece karar verilebilmesi için, iptal sebebine göre İ.İ.K.nun 278, 279, 280 ve 284.maddelerinde öngörülen ve hak düşürücü nitelikteki sürelerinde doğrudan gözetilmesi gerekir.
Tasarrufun yapıldığı tarihte mevcut olmayan bir alacaklının zarara uğraması mümkün olmadığından ve alacaklı borçlunun mal varlığının yeterli olduğunu bilerek borçlandırıcı işlemi yaptığından; tasarrufun iptal edilebilmesi için ayrıca tasarrufun, borcun doğumundan sonra yapılmış olması da zorunludur. Davada bu unsurun gerçekleşmediği kabul edilerek mahkemece dava reddolunmuştur. Oysa, borçlunun imzasını taşıyan 31.3.1998 günlü "Borç Mutabakatı" başlıklı belge kapsamına göre, davacı ile borçlu davalı arasındaki cari hesap ilişkisinin en geç 25.2.1998 tarihinde kurulduğu açıkça anlaşılmaktadır. İ 12 İcra Müdürlüğünün 1999/17845 takip sayılı dosyası üzerinden icra takibine dayanak alınan bono fotokopilerine bağlı ciro silsilesini gösterir belge fotokopilerine göre, borçlu şirket tarafından davacı şirkete bonoların intikali için yapılmış bir ciro işlemi olmadığı gibi bonoların keşidecisi de değildir. Bu bonoların yanlar arasındaki cari hesap ilişkisinden kaynaklanan borcun ödenmesi amacıyla davacıya ciro yoluyla intikal ettirilmesi halinde, tasarruf tarihi 17.3.1998 olup, borcun doğumundan sonra tasarrufun yapılmış olduğu ortaya çıkacağından bu hususun soruşturulması ve diğer dava koşullarının da oluşup oluşmadığının da araştırılması ve sonucuna göre hüküm verilmesi gerekirken; hüküm verilmesine yeterli olmayan araştırma ve soruşturma sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 22.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy