(2709 S. K. m. 73) (818 S. K. m. 355) (1136 S. K. m. 164, 168)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili duruşma istemiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat F
Ö
ile davalı vekili avukat G
Ş
geldiler. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, iş bedeli nedeniyle alacak istemiyle açılmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesinde iş artışı ve eksilişi düzenlenmiş, yüklenici şirketin sözleşmedeki işin %50 fazlasını sözleşme fiyatlarıyla yapmasının zorunlu olduğu belirtilmiştir. Bu durumda sözleşmedeki işin %50 fazlasının sözleşme fiyatlarıyla yapılacağının yüklenici tarafından kabul edildiği açıktır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesindeki düzenleme dikkate alındığında, yalıtım işinin içeriden yerine dışarıdan yapılmasının %50 fazla yönünden farkı yoktur. Bu durum yapılan işin miktarının artmasına neden olur. Sözleşmede işin %50 fazlasının sözleşme fiyatlarıyla yapılması kabul edildiğine göre, bu miktarın üzerindeki bölümün sözleşme dışı iş kabul edilmesi, bu kısmın bedelinin vekaletsiz iş görme hükümlerine göre, yapıldığı yıl mahalli rayiçlerine göre hesaplanması gerekir. Bu husus dikkate alınmadan düzenlenen bilirkişi raporundaki değerlendirme doğrultusunda davanın kabul edilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece yapılacak iş, yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda bilirkişilerden ek rapor alınarak, bulunacak iş bedelinin karar altına alınmasından ibarettir.
3- Davanın kabul edilmesi nedeniyle takdir olunan vekalet ücretine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 21. maddesine dayanılarak KDV eklenmiş ve bu vekalet ücretinin davacı vekiline verilmesine karar verilmiştir. Anayasanın 73/3 maddesinde vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır düzenlemesine yer verilmiştir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin dayanağını Avukatlık Kanununun 168. maddesi oluşturmaktadır. Bu maddede avukatlık ücretine ayrıca KDV ekleneceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Kanunda yer almayan bir hususun Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine yazılması suretiyle ilgiliye külfet yüklenmesi Anayasaya aykırı olduğundan, kabulü mümkün değildir. Ayrıca avukatın davanın tarafı olmadığı düşünülmeksizin, Avukatlık Kanununun 164/son maddesinin yorumunda hataya düşülerek, takdir edilen vekalet ücretinin ilgili taraf yerine avukatına verilmesi şeklinde karar oluşturulması da hatalı olmuştur.
4- Daha önce ihtarname gönderilip bedel istenmediğinden, davalı taraf davanın açılmasıyla temerrüde düşürülmüştür. Faizin dava tarihinden başlatılması gerekir. Mahkemece faizin 31.5.2001 tarihinden başlatılması da yanlış olmuştur.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekli görülmüştür.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte yazılı nedenlerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci, üçüncü, dördüncü bentler gereğince kararın davalı yararına BOZULMASINA, 375.000.000 lira duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 29.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy