(818 S. K. m. 108, 355, 360/1)
Dava : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı avukatı gelmedi. Davalı vekili avukat geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Yanlar arasındaki uyuşmazlık, BK.355 ve sonraki maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmıştır.
Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme sözleşmesidir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise, teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser, yüklenicinin sermayesi, sanat ve becerisini kullanarak gerçekleştirdiği sonuçtur. İş sahibi ısmarladığı eserin belli nitelikler taşımasını, amacını karşılamasını arzu eder. Şayet ısmarlanan eser iş sahibinin beklentisini karşılamıyorsa sözleşmenin yararlar dengesi iş sahibi aleyhine bozulur. Bu bakımdan eser, fen ve sanat kurallarına uygun ve iş sahibinin amacını karşılar nitelikte imal edilmedir. Aksi halde eser ayıplıdır ve yüklenicinin ayıba karşı tekeffül sorumluluğu ortaya çıkar. Bir tanımlama yapmak gerekirse; yüklenicinin ayıba karşı tekeffül borcu, yüklenicinin eseri teslim borcunun tamamlayıcısı olarak, meydana getirdiği eserde ortaya çıkan ayıp ve eksiklikleri üstlenme borcudur. Bu gibi durumlarda, eserde dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken niteliklerin yokluğu sözkonusudur. Yüklenicinin ayıba karşı tekeffül borcundan doğan iş sahibinin hakları, BK.md.360'da gösterilmiştir. Bunlar, ayıbın ağırlığına göre, eserdeki ayıpların giderilmesini talep, ayıplı eserden ötürü ücretten indirimi istemek ve eseri kabulden kaçınmaktır.
Borçlar Yasasının 360/1.maddesi uyarınca yapılan şey, iş sahibinin kullanamayacağı ve nisfet kaidesine göre kabule icbar edilemeyeceği derecede kusurlu veya mukavele şartlarına aykırı olursa, iş sahibi o şeyi kabulden imtina edebilir. İş sahibinin Yasanın bu hükmünden yararlanabilmesi için teslim edilen eserin benzeri imalatlarda bulunan değer ve kalitede olmaması, bu yüzden de iş sahibinin eserden beklediği amacı karşılamaması gerekir. Eseri kabulden kaçınma hakkı ( sözleşmenin feshi ), eseri teslim almadan kaçınma şeklinde kullanılabileceği gibi şayet, ayıplar teslimden sonra kullanmayla ortaya çıkıyorsa zamanaşımı süresinde bunların öğrenilmesiyle de kullanılabilir. İş sahibinin sözleşmenin feshi hakkını kullanması ile sözleşme geriye etkili olarak ortadan kalkar ve taraflar fesihten önce edimde bulunmuşlarsa bunların iadesini isteyebilir ( BK.md.108/1 ).
Açıklanan olgular gözönünde bulundurularak somut olaya dönülürse; davacı yanın talebi halının imal edilerek davalıya teslim edilmesine rağmen, malın ayıplı olduğundan bahisle bakiye borcun ödenmemesi nedeniyle alacağın tahsili için Ü 1.İcra Müdürlüğünün 1999/117 Esas sayılı dosyasında yapılan icra takibinde iş sahibi davalının yapmış olduğu haksız itirazın iptali, takibin devamı % 40 maddi giderim tayini istemine ilişkindir.
Yanların iş bedeline karşılık 2.402.500.000 TL. ödendiği hususunda çekişmeleri yoktur.
Yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda üç kişilik bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda halının kullanılmayacak kadar hatalı olmadığı, ayıplar sebebi ile bedelden % 20 oranında düşülmesinin gerekli olduğu, bu durumda yapılan ödeme de mahsup edildiğinde davacı alacağının 4.497.588.964 TL.ye isabet ettiği tespit edilmiştir.
Şu halde eser benzeri imalatlarda bulunan değer ve kalitede değildir. Bedeli istenen iş özel imalattır. İş sahibinin eserden beklediği amacı karşılamamaktadır. Yüzde yirmi değer indirimi bu nitelikteki imalat için eserin reddini gerektirir.
Eserin reddini gerektiren nedenler ortaya çıktığına göre yüklenici olan davacı eserin bedelini isteyemez. İş sahibi olan davalı sözleşmenin feshini ve eser bedeli olarak ödediğinin iadesini isteyebilir ( BK.md.108/I ).
Bu nedenlerle dava, davalıda bulunan halıların davacıya iadesi, koşulu ile reddedilmelidir.
Yerel mahkemece açıklanan bu hususlar gözden kaçırılarak delillerin ve uygulanacak yasa hükümlerinin hatalı değerlendirilmesi sonucu talebin kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, davalı davasını vekille takip ettiğinden 375.000.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 25.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy