(1086 S. K. m. 87, 281) (818 S. K. m. 43)
Dava : Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili ile davalı vekili geldiler. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Davalı yüklenici 1.6.1998 tarihli sözleşme ile davacı arsası üzerine sabit bina ve binaların karkas iskelet sisteminin projesine uygun olarak yapımını üstlenmiş, 17 Ağustos 1999 depreminde davalının yaptığı inşaat yıkılarak kullanılmaz hale gelmiştir.
Davadan önce davacı talebi ile yaptırılan tespitte görev alan bilirkişi tarafından yıkılan bina ile ilgili bulgular saptanmış, tarafların olaydaki kusur oranları ile ilgili olarak bir değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemece yargılama sırasında ve 24.1.2001 tarihli celsede üç kişilik bilirkişi heyeti oluşturularak mahallinde keşif yapılmasına karar verilmiş, tayin olunan bilirkişiler ayrı ayrı düzenledikleri raporlarını dosyaya ibraz etmişlerdir. Bu yön HUMK.nun 281. maddesine aykırıdır. Anılan madde hükmü gereği birden fazla tayin olunan bilirkişilerin aralarında görüşmeleri, görüşme sonucu bildirilen oy ve düşüncelerini rapor halinde hazırlamaları, karşı görüşün varlığı halinde bunun da aynı rapor kapsamında yer alması gerekir. Mahkemece alınan raporlar bu nedenle usule aykırı olup bu raporlara itibar edilemez. Daha sonra tek kişi tayin edilerek alınan 4.3.2003 tarihli bilirkişi raporunda kusur yönünden inceleme yapılarak görüş bildirilmiş ise de bu rapor davacı yanın itirazına uğradığından davacının ileri sürdüğü itirazlar ve tespit raporundaki bulgular da nazara alınarak konusunda uzman kişilerden oluşturulacak ( Yorumda yardımcı olmak üzere içlerinden birisinin hukukçu olması kaydıyla ) 3 kişilik bilirkişi heyetinden kusur oranını da belirtir şekilde yeniden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken tüm bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
3-Davalının temyiz itirazlarına gelince; mahkemece belirlenen tazminat tutarından indirimler uygulanırken önce sigorta tarafından ödenen miktarın düşülmesi, daha sonra ise kusur oranına göre indirim yapılması hesap şekli açısından doğru olmamıştır. Birden ziyade indirim sebeplerinin mevcudiyeti halinde önce zararla ilgili indirim sebeplerinin daha sonra ise tazminatla ilgili indirim sebeplerinin uygulanması gerekir. Bu durumda tespit edilen tazminat tutarından öncelikle kusur oranı nisbetinde indirim yapılması, daha sonra da sigortadan ödenen bedelin mahsubu suretiyle sonuca varılmalıdır. Ayrıca davacı tarafından 1.2.2002 tarihinde yapılan ıslah talebi nazara alınmadan tazminatın tümüne olay tarihinden faiz yürütülmesi de doğru olmamıştır. Dava tarihinden önce davacının keşide ettiği 8.12.1999 tarihli ihtarla temerrüdün oluştuğu gözetilerek asıl dava yönünden bu tarihten, ıslahla talep edilen miktar yönünden de ıslah tarihinden itibaren faiz hükmedilmesi gerekir. Karar bu yönden de usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1. ) bentte yazılı nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün ( 2. ) bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına, ( 3. ) bentte açıklanan nedenlerle de davalı yararına BOZULMASINA, 375 milyon TL. duruşma vekillik ücretinin taraflardan karşılıklı olarak alınıp yek diğerine ödenmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 10.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy