(1086 S. K. m. 433) (6183 S. K. m. 24, 27, 30, 31)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı ve davalı Kayıkçılar San. Tic. Nak. Ltd. Şti. ile Kayıkçılar Demir Çelik San. Tic. A.Ş. vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Davalı Kaşıkçılar San. Tic. Nak. Ltd. Şti. ile Kayıkçılar Demir Çelik San. Ve Tic. A.Ş. vekilinin katılma yolu ile verdiği temyiz dilekçesi, HUMK. nun 433/II. maddesinde yazılı 10 günlük süreden sonra verilmiş olmakla davalı şirketler vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanundan kaynaklanan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davalı borçlu şirketlerin vergi borçları ile dava konusu taşınmaz ve araçların satış bedelleri arasında belirgin bir fark olduğu, satışların tamamının usulüne uygun yapıldığı, davacının, satışların vergi borcunun tahsilini engellemek amacıyla yapıldığına ilişkin iddiasının kanıtlanamadığından bahisle dava reddedilmiştir.
Açılan dava, vergi alacağının tahsilini teminen davalı borçlu şirketlerden Kayıkçılar San. Tic. ve Nak. Ltd. Şti.nin diğer davalı O. U.'ya 6.10.1998 tarihinde yaptığı 72 parseldeki 1, 3, 5, 7, 9 nolu bağımsız bölümlerin satışı ile ilgili tasarrufun iptaline ve yine davalı Kayıkçılar Demir Çelik San. Ve Tic. A.Ş.nin davalı O. U.'ya 7.10.1998 tarihinde yaptığı 78 AK 645, 78 AH 444 plakalı araçların satışı ile davalı R. K.'ya 9.10.1998'de yaptığı 153, 155 ve 11 parsel sayılı taşınmazların satışı ile ilgili tasarrufun iptaline ilişkin olup, uyuşmazlığın 6183 sayılı Yasanın 24 ila 31. maddesi hükümleri doğrultusunda çözümlenmesi gerekmektedir. Oysa anılan yasada belirtilen dava koşullarının varlığı araştırılmamış ve noksan tahkikatla karar verilmiştir. Mahkemece bu davada öncelikle, borçlu aleyhine amme alacağından dolayı takip yapılıp yapılmadığı, takibin kesinleşmiş olup olmadığı ve takibe konu alacak ve fer'ilerinin neden ibaret olduğu saptanmalıdır.
O halde mahkemece vergi alacağının tahsili için düzenlenen ve vergi dairesinde bulunan dosya celp ve tetkik edilerek vergi alacağının kesinleşmiş olup olmadığı, kesinleşme tarihi, vergi borçlusu hakkında icra takibi yapılıp yapılmadığı saptanmalı, tarafların iddia ve savunmaları ile ilgili varsa sair delilleri de toplanıp, gerekirse taşınmazların tasarruf tarihindeki rayiç fiyatlarla bedelleri bilirkişi aracılığı ile tespit edilerek, 6183 sayılı Yasanın 27 ile 30. maddelerindeki tasarrufun iptali koşullarının mevcut olup olmadığı araştırılmalıdır. Böylece toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna uygun bir hükme varılmalıdır.
Eksik araştırma ve incelemeyle, dayanağı belgeler getirilmemiş denetime imkan sağlayacak nitelikte bulunmayan bilirkişi raporları esas alınarak yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de bu tür davaların Avukatlık Ücretinin kesinleşen vergi borcu ile tasarruf değerinden hangisi az ise bunun esas alınmak suretiyle nispi tayin ve takdiri gerekirken denetleme olanağı bırakılmadan fazla vekalet ücreti hesap ve takdiri doğru değildir. Karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı şirketler verilinin temyiz isteminin reddine, 2. bent uyarınca hükmün temyiz eden davacı hazine yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 16.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy