(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 104, 161) (2547 S. K. m. 56)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalılar vekili duruşma istemiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı avukatı gelmedi. Davalılar vekili avukat Hüseyin Kaya geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, öğrenim giderlerinin tahsili istemiyle yapılan icra takibinin davalı tarafın itirazı üzerine durması nedeniyle, itirazın iptali, icra takibinin devamı istemiyle açılmış, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı tarafın tüm, davalı tarafın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) İcra takibinde asıl alacak miktarının bir katı tutarında, yani asıl alacak miktarı kadar ceza şart isteminde bulunulmuştur. Bu istemin dayanağı 1.2.1996 tarihli yüklenme senedidir. Mahkemece %100 oranındaki cezai şartın makul olduğu kabul edilmiş, indirim yapılmadan tamamı yönünden dava kabul edilmiştir. Davalı Koray Yılmaz tarafından yüklenme senedinin imzalanmasından sonra 5.8.1996 tarihinde yürürlüğe giren 4160 Sayılı Kanunun 2. maddesiyle dövizle borçlanma durumunda cezai şartın kaldırılmış olması ve dava konusu borçlanmanın dövizle yapılmış olması değerlendirilerek, yüklenme senedinde %100 olarak kabul edilen cezai şartın BK.nun 161/son maddesine göre makul bir orana indirilmesi hakkaniyete uygun olur. Mahkemece bu husus dikkate alınmadan, davacı kurumca tek yanlı olarak hazırlanmış, genel işlem şartı niteliğindeki yüklenme senedinde yazılı olan cezai şartın tamamına hükmedilmesi doğru olmamıştır.
3-) Davacı taraf icra takibinde asıl alacak yanında işlemiş faiz isteminde de bulunmuş bunların toplamını göstermek suretiyle icra takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasını da istemiştir. Bu istek işlemiş faize de faiz uygulanması niteliğinde olup, BK.nun 104/son maddesine aykırıdır. Mahkemece oluşturulan hükümde, itirazın iptaline icra takibinin devamına denilmek suretiyle, davacı tarafın isteminin kabul edilmesi BK.nun 104/son maddesine aykırı olmuştur. İcra takibinden itibaren faizin sadece asıl alacak miktarlarına uygulanması gerekir.
4-) İİK.nun 67/II. maddesi uyarınca, icra inkar tazminatının karar altına alınabilmesi için davalı tarafın icra takibine itirazında haksız olması gerekir. Uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirdiği bilirkişi raporu alınarak sonuca varıldığı, alacağın likit olmadığı durumlarda davalı tarafın itirazında haksız olduğu kabul edilemez. Somut olayda da sonuca bilirkişi raporu alınarak ulaşıldığına, uyuşmazlığın çözümü yargılamayı gerektirdiğine göre, icra inkar tazminatının şartları oluşmamıştır. Mahkemece icra inkar tazminatının karar altına alınması da yanlış olmuştur.
Kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda birinci bentte yazılı nedenlerle davacı tarafın tüm, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, kararın ikinci bent uyarınca davalı Koray Yılmaz, üçüncü, dördüncü bentler uyarınca her iki davalı yararına BOZULMASINA, 375 milyon TL. duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak vekille temsil olunan davalılara verilmesine, 2547 Sayılı Yasanın 56/b maddesi gereğince davacı Pamukkale Üniversitesi Rektörlüğü harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 11.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy